25 AÄŸu
Dün Turkcell’in iPhone 3G satacağını açıklaması üzerine, bütün gözler anlaÅŸmayı ilk baÄŸlayan operatör olan Vodafone’a çevrildi. Operatörün beklenen yorumu, akÅŸam saatlerinde geldi. Vodafone sözcüleri, basın bülteni kanalıyla ÅŸu açıklamayı yaptı:
“Apple ile iki ay önce yaptığımız anlaÅŸma kapsamında kamuoyuna duyurduÄŸumuz gibi iPhone 3G Türkiye’ye geldiÄŸinde Vodafone aboneleriyle buluÅŸacak. Vodafone Türkiye olarak, 11 Haziran 2008 tarihinde web sitemiz üzerinden baÅŸlattığımız ön kayıt sürecinin gördüğü yoÄŸun ilgiden son derece memnunuz. iPhone 3G’nin Türkiye pazarına sunulması Vodafone’un Apple ile Haziran’da yaptığı global anlaÅŸma kapsamında belirlenen takvim çerçevesinde olacak. Bu süreçte, diÄŸer pazarlarda olduÄŸu gibi Türkiye’de de Vodafone’un ardından, iPhone 3G için Apple’la anlaÅŸan baÅŸka operatörlerin de olması gayet doÄŸaldır.”
25 AÄŸu
Åžimdiye kadar “korsan adası” muamelesi yapılan YouTube videoları reklam almaya baÅŸladı, olan düdük kadar pencerede video izleyen kullanıcıya oldu.
Tamam, peki, YouTube’un videolara reklam almaya baÅŸlaması aslında kullanıcı için çok da kötü deÄŸil. Çünkü bu yapılmadığı takdirde videolar telif hakkı ihlali dolayısıyla kaldırılıyor ve hiç izlenemiyor.
Ha bire dava edilmekten bıkan YouTube, sonunda firmaların kendi videolarının dijital parmak izini tanımasını saÄŸlayacak “Video ID” sistemini medya ÅŸirketlerine duyurdu. Artık medya ÅŸirketleri kendi videolarını bulduklarında “İndirin bunu, pis korsanlar!” diye bağırmak yerine o videoyu izleyen insanlardan dolaylı yoldan para kazanmalarını saÄŸlayan bir reklam veriyorlar. Reklam panelinin bir kenarında da, videonun aslında hangi ÅŸirkete ait olduÄŸu yazıyor. Videoyu yükleyen kullanıcıya da “YüklediÄŸiniz X videosunun sahibi olan ÅŸirket, size videoyu yayınlama izni vermiÅŸtir,” ÅŸeklinde bir e-posta gidiyor. Böylece ne ÅŸiÅŸ, ne de kebap yanmış oluyor
Åžimdilik YouTube videolarının çok küçük bir kısmında görülen reklamlar, Universal Music, Lionsgate, Electronic Arts ve ne ÅŸaşırtıcıdır ki YouTube’u çiÄŸ çiÄŸ yiyesi olan Viacom’un kardeÅŸ firması CBS’e ait videolarda uygulanıyor.
Türk kullanıcısının aklına da derhal “Benzer bir sistem memlekete zararlı olduÄŸu düşünülen videolara uygulansa da ÅŸu site yasaklama olayı tavsasa,” fikri geliyor.
25 AÄŸu
Google ve kankaları, televizyon yayınlarının kullanmadığı sinyal aralığı “beyaz boÅŸluk”‘u, kablosuz internet için eriÅŸimi istiyor. Peki alırlarsa ne olacak?
İnternet eriÅŸiminin ÅŸu an kullanılan altyapı ve yöntemlerle daha fazla hızlanamayacağı gibi bir derdi olan biliÅŸim kurum ve kuruluÅŸlarının oluÅŸturduÄŸu Wireless Innovation Alliance’ın (Kablosuz Yenilik BirliÄŸi), bu aralar yeni bir meÅŸgalesi var. Google, Dell, HP, Microsoft, Motorola gibi devasa isimlerin destek verdiÄŸi oluÅŸum, radyo dalgalarını istiyor.
ABD’nin dijital karasal yayınıyla geçmesiyle kullanıcısı azalan UHF, VHF gibi yayın frekanslarının üçte birinin oluÅŸum, “beyaz boÅŸluk” adı verilen bu radyo dalgalarının kablosuz internet eriÅŸimi için kullanılabileceÄŸini söylüyor. Sözcülere göre, internet eriÅŸimi ÅŸu anda bir “darboÄŸaz”a sıkışmış durumda ve çıkmasının tek yolu bu teknolojinin hayata geçirilmesi.
Ancak WIA, bu görüşü Amerika’nın Federal İletiÅŸim Komisyonu’na (FCC) kabul ettirmekte zorlanacak gibi görünüyor. Çünkü teknolojiyi kullanacak olan ekipman, laboratuvar deneylerinde bile doÄŸru düzgün çalışmıyor. Televizyon camiası da bu fikre kesinlikle karşı, çünkü televizyon yayın dalgalarından internet eriÅŸiminin, televizyon yayınını bozacağını ve kablosuz mikrofonlarda parazit yaratacağını savunuyorlar. Üstelik, onların kanıtlama deneyleri baÅŸarılı olmuÅŸ: “Beyaz boÅŸluk” internet eriÅŸimi gerçekten televizyon yayınını ve kablosuz mikrofonları bozuyor. Bu kesimden gelen baskıdan dolayı FCC, teknolojinin kullanımına onay verilecek ya da verilmeyecek olan kurul toplantısını hep ileri atıyor.
Google ve saz arkadaÅŸları, toplantıdan önce FCC’ye sunulacak olan bir e-dilekçe kampanyası (Free The Airwaves) ile muratlarına ermeye çalışıyor. Görelim bakalım devran nasıl dönecek.
25 AÄŸu
IBM, önümüzdeki 5 yıl içerisinde hayata geçirmeyi planladığı pek çok fütüristik projeyle uğraşıyor. Günlük hayatta sık kullanılan nesneleri birbirleriyle ve kullanıcılarla iletişime geçirecek olan yazılımlar, bir bilim-kurgu atmosferi yaratmanın yanı sıra hayatı da kolaylaştıracak.
KONUŞAN ARABALAR, AKILLI SAYAÇLAR
IBM, “akıllı otomobiller” için geliÅŸtirdiÄŸi yazılımla araçların birbiriyle iletiÅŸim kurmasını, böylece buzlanma, yol tıkanıklığı gibi durumlardan kaçınılmasını hedefliyor. Ayrıca alıcı, GPS ve uydu alıcısı teknolojilerini yenileyecek olan sistem, araçların birbirini tanımasını saÄŸlayarak hız kontrolü ve ÅŸerit düzenlemesi yapacak. Böylece trafik sıkışıklığı azalacak.
Şirketin Houston Central Point Energy ile ortak yaptığı çalışmalar da, elektrik sayaçlarına akıl fikir enjekte ederek enerji tasarrufunda devrim yaratacak. Yazılım, çok elektrik tüketen cihazları kullanıcıya SMS ve e-posta yoluyla bildirecek; tabii bu cihazların uzaktan kapatılmasına da olanak tanıyacak. Kullanıcı böylece ne kadarlık elektrik kullandığını ve çevre korumasına ne kadar katkıda bulunduğunu da bilebilecek.
YİYECEKLERE PASAPORT, KARARSIZLARA ÖNERİLER
Yine proje kapsamında geliÅŸtirilen bir yazılım, 2. nesil barkodlar, RFID (Radyo Frekanslı Tanımlama) ve özelleÅŸtirilmiÅŸ alıcılar kullanarak yiyeceklerin dalından market rafına kadar nerelerden geçtiÄŸi ve besin deÄŸeri kullanıcıya belirtilecek. Yok giysi alışveriÅŸi yapılıyorsa, kararsız kalınan anlarda bir baÅŸka “tavsiye yazılımı” devreye girecek. Kullanıcı, cep telefonu kamerasıyla çektiÄŸi resmi yine telefonunda bulunan vücudunun 3 boyutlu modeline “giydirebilecek”, bunu arkadaÅŸlarına yollayıp fikirlerini alabilecek.
ÜÇ BOYUTLU SAĞLIK
Proje kapsamındaki bir diğer yazılım da tıp alanında. İnsan vücudunun üç boyutlu olarak görüntülenmesien olanak sağlayacak yazılım, hastalığın tanımlanması ve tedavi edilmesi için gerekli olan bilgileri kendi veri tabanındaki bilgilerle karşılaştırarak, daha kesin önerilerde bulunacak. Yazılım, hastaların laboratuvar sonuçları, MRI gibi bilgilerden oluşan tıbbi veri tabanını güncel tutarken, eski bilgilerle kıyaslayarak hastalığın gidişatı hakkında da bilgi sağlayacak.
25 AÄŸu
AMD, şu ana kadar çıkardığı en hızlı, en kaslı ve en üst alım seviyesine hitap eden ekran kartı ATI Radeon Sapphire HD 4870 x2′yi çıkardı. AMD kartın, dünyanın en hızlı ekran kartı olduÄŸu iddiasında. Orasını bilmeyiz, ancak firmanın bir yıl önce çıkardığı en pahalı ekran kartının dört katı kadar performans saÄŸladığı bir gerçek.
Kart, HD 4800 serisinden iki adet grafik iÅŸlemci barındırıyor ve PCIe yuvasından baÄŸlanıyor. HD 4870 x2, 2.4 teraflopluk (1 teraflop = saniyede 1 trilyon matematik iÅŸlem) iÅŸlem gücüne sahip, bu da tek grafik iÅŸlemcili bir HD 4870′den iki kat daha kaslı olduÄŸu anlamına geliyor. Kart ayrıca ultra yüksek bant geniÅŸlikli 2 GB’lık GDDR5 belleÄŸe sahip, saat frekansı ise 750 MHz.
Bu kadar dijital kasın, elbet kendisiyle orantılı bir fiyatı olacak. HD 4870 x2′ye sahip olmanın bedeli de, 549 dolar
25 AÄŸu
Açık kaynağın “BaÅŸkasının iÅŸinin üstüne otur,”, “Bazı hakları saklıdır”ın da “Alın tepe tepe kullanın, eti kemiÄŸi sizindir,” demek olmadığı, mahkeme tarafından kanıtlandı. Oregon’lu Kam Industries isimli firma, kullandığı açık kaynaklı kodun kullanım ÅŸartlarını yerine getirmediÄŸi için, bahis konusu geliÅŸtirici tarafından dava edildi ve kaybetti.
Hobi olarak model trenlerle ilgilenen Robert G. Jacobsen, geliÅŸtirdiÄŸi Java Model Railroad Interface isimli yazılımı, 2006 yılında “Artistik Lisans” kapsamında “Bazı hakları saklı” olarak kullanıma açmıştı. Açık kaynaklı kodunu kullanacaklara getirdiÄŸi tek ÅŸart, kodun kendisine ait olduÄŸunu ve üzerinde hangi deÄŸiÅŸiklikleri yaptıklarını belirtmeleriydi. Ancak Kam Industries, geliÅŸtirdiÄŸi ticari yazılımda Jacobsen’in kodunu kullanıp ÅŸartları yerine getirmeyince kendini mahkemede buldu.
Açık kaynak, adı üstünde “Açık” olduÄŸu için, mahkeme hayli çekiÅŸmeli geçti ve ve açık kaynaklı yazılım çevresinde ÅŸiddetle tartışıldı. Dava temyize gitti. Ancak sonunda mahkemeden geliÅŸtirici lehine olan “Açık kaynak lisanslı dağıtım yapan telif sahipleri, telifine sahip oldukları materyalin deÄŸiÅŸtirilme ve dağıtımı üzerinde söz sahibidir,” kararı çıktı. Bu da Creative Commons (Yaratıcı Hakları) lisansına sahip fikri mülkün, çayıra salınsa bile yine de koruma altında olması anlamına geliyor. Yani, bundan sonra kod çalıp çırparken iki kez düşünmek gerekecek!
25 AÄŸu
Microsoft’un dediÄŸine bakılırsa, Windows Vista kullanıcı husumetine raÄŸmen peynir ekmek gibi satıyor. Ama, lisansı satın alınan Vista’ların acaba kaç tanesi gerçekten kullanılıyor? Windows kullanıcıları arasında gerçek zamanlı araÅŸtırmalar yürüten Devil Mountain Software’e göre, sadece üçte ikisi.
KuruluÅŸun düzenlediÄŸi bir sosyal aÄŸ sistemine gönüllü olarak veri yollayan 3000 kullanıcı arasında yapılan bir araÅŸtırmaya göre, Vista’lı bilgisayar alan kullanıcıların yaklaşık yüzde 35′i, iÅŸletim sistemlerini, artık piyasadan çekilen XP’ye düşürmüş. Pek çok kullanıcı, Dell ve HP gibi büyük markaların “Siz o bilgisayarı Vista’lı alın da, gerekirse sürüm düşürürüz,” hizmetinden yararlanmış, bir kısmı da kolları sıvayıp kendi iÅŸini kendi görmüş.
Microsoft’un “kullanıcının raÄŸbet etmediÄŸi sistemi itelemek için raÄŸbet ettiÄŸini zorla elinden almak” politikası, galiba sadece bize deÄŸil herkese saçma geliyor.
25 AÄŸu
Bitmek tükenmek bilmeyen Rus hacker saldırılarından bezen Gürcistan, ülkenin en büyük internet servis sağlayıcısının Rus sitelerine erişimi yasaklamasını istedi.
Caucasus Online isimli internet servis saÄŸlayıcının sahibi Mamia Sanadiradze, “Rus sitelerinden sürekli saldırı, zararlı yazılım, virüs ve dezenformasyon geliyordu. Bu durum sona erdiÄŸinde eriÅŸimi tekrar açmayı umuyoruz,” dedi. Ülkenin daha küçük çaplı internet servis saÄŸlayıcıları ise hala Rusya sitelerine açık.
Gürcistan, Rus haber bültenlerinin ve haber kanallarının yayınlarını da engelledi. Rus haberlerinin Gürcü halkını korkutma ve yanlış bilgiyle dolduruşa getirme amacı güttüğünü söyleyen temsilciler, sadece film, müzik, spor vb. yayınlayan kanalların kapanmadığını belirtti.
25 AÄŸu
Halihazırda Virtual Desktop Manager adlı bir sanal masaüstü yönetim uygulaması bulunan Microsoft, aynı amaca hizmet eden yeni bir uygulama daha yayınladı.
Nedir Bu Sanal Masaüstü?
  Â
Sanal masaüstü uygulamaları, bilgisayarınızda birçok işlemi, masaüstünüzü katmanlar halinde ayırarak çok daha düzenli yapmanızı sağlıyor. Örneğin 1 numaralı masaüstünüzde sıkıştırma dosyası açmaya devam ederken, 2 numaralı masaüstünde müzik çalıp, 3 numaralı masaüstünüzde de ofis işlerinizi halletmeye devam edebilirsiniz. Bu katmanlar arasında geçiş yapmak için basit klavye kombinasyonları kullanmanız yeterli oluyor.

25 AÄŸu
Windows Live Messenger için yayınlanan ve bazı ince ayarlar yapmanızı sağlayan A-Patch isimli yazılım, WLM 9 Beta için güncellendi. Ücretsiz olarak indirin.

You are viewing a mobilized version of this site...
View original page here