[image]
Ph: 01082007

Tuesday, October 07, 2008

Bi'Daha Deuss Ex Machina # 191 - Başka Bir Groove Mümkün

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_191_--_Başka Bir Groove Mümkün

06 Ekim 2008 Pazartesi gecesi *tekrar edilmiş programın parça dizinidir.
İlk Yayın Tarihi [25 Kasım 2007]

>>>>>Musique
>1<-S.N.O-Disturbance (Earwax)
>2<-Benga & Coki-Night (Tempa)
>3<-Benga-Emotions (Tempa)
>4<-Skream & Cluekid-Sandsnake (Disfigured Dubz)
>5<-Bass Clef-1471 (Blank Tapes)
>6<-Plasticman-The Rush (A.R.M.Y.)
>7<-Zinc-Flim (Skream Remix) (Rinse Recordings)
>8<-The Bug Feat.Killa P & Flow Dan-Skeng (Hyperdub)
>9<-Appleblim-Girder (Skull Disco)
>10<-Skream-Deep Concentration (Tempa/Rinse Recordings)
>11<-Benga-Live Drums (Rinse Recordings)
>12<-MRK1-Trip Down The Nile (Planet µ)
>13<-Åževval Sam w.Up Bustle & Out-Istanbul’s Secrets (Kalan Müzik)

BaÅŸka Bir Groove Mümkün* Bölüm (190) – Gelir Geçer, Birbiri Ardında Çember Çember Daireler, Korkmadan Sesini Yükseltir Işık TutmuÅŸ Haleler (KaOZ)

Barışarock 2007’de yer alan elektronik sahnesinin küratörü, Loststone’un önermesi.Affına sığınarak kullanıyoruz.

>>>>>Bildirgeç
Uzunca bir süredir kemikleÅŸmiÅŸ giderek soyutlanmış bir bakışım tüm benliÄŸimize hakim olmaya çabalıyor. Kaidelerin ve bunların yazılı olmayanlarının yer aldığı halk kültürlerinin birer birer set çekilerek yabancılaÅŸtırılması, unutturulması. Algıda seçkiciliÄŸe ulaÅŸmak için elimizdeki imkanları olabildiÄŸince kullanmak yerine nasıl olsa sonu gelmezlere sığınarak, tüketmeye devam ediyoruz. Ancak ÅŸu noktada görünen odur ki sevgili okur ; giderek tükeniyoruz. Tükete tükete harcayacak kültürel birikimlerimiz, bizi biz yapan deÄŸerlerimiz teker teker eski oluyor. Mazinin derin sularında geride bırakılmış bir kayıp ada izlenimini taşıyor. Düşünsel geliÅŸimlerden ziyade hep söyülüyoruz yinelemekte de bir beis görmüyoruz : « Maddi önceliklerimle örtüşen açılımlar daha çok ilgimizi çekiyor » Hal böyle olunca da, gerekliliÄŸi ve elzem olması bir yana bazen çok lazım gelen, iÅŸtah açan pek çok ayrıntı ancak sayfaların arasında keÅŸifler gerçekleÅŸtirme ÅŸansımız ile orantılı olarak giderek bizden uzaklaşıyor. KeÅŸif derken kazı kazan kartlarındaki bölücülükten bahsetmediÄŸimizi anlamışsınızdır.

Yazılı olana gerçekliÄŸi ispat edilmiÅŸ çözümlemelere sadakattan, sözlü söylencenin dedikodu yüklemli özneleri ile bezendiÄŸi günümüz anlatımları, anlamalar ve çıkarımlar’ın daha çok ilgi toplaması da bu ayrıştırmayı daha derinlikli yapıyor. Meramını anlatmak için sadece 500 (yazıyla beÅŸ yüz) kelime daÄŸarcığı ile anlaÅŸan bir neslin ahvali olarak tabii ki böylesi okumalar zor gelecektir. Merkezci çıkarımların yerine çok rahatlıkla kullanılabilecek olan pek çok açılım daha öğrenme çabasının başında iken itirazlarımız yükseliyor. Ayrıntılara ve onların beraberinde sunduÄŸu gerçekliÄŸe karşıt bir duruÅŸu savunmamız bekleniyor. İstekler ve beklentiler çok çeÅŸitli olsa da öznesinde var edilmiÅŸ olan hazır kullan atmasan da bir kenarda dursun hegemonyası böylesi bir süreci de takip ederek kendine yeni taraftarlar, ilgili bilgisizler cephesi oluÅŸturuyor. İyi olduÄŸuna belki pek çoÄŸumuzun kâni olduÄŸu pek çok konu veya isim veya tür veya …. (siz doldurun) tamlamalarında ince bir düzenleme, bir yadsınamaz biçimde yanlış veriler ortaya atılıyor. Üstelik yeniden ve yeniden bitmek tükenmek bilmez bir çaba ile bir kaç sefer duvara yapışılsa da en sonunda o eÅŸiÄŸi de aÅŸacağına biat edilecek derecede ısrar ve itinayla.

Aidiyetlerin ve kiÅŸisel birikimlerin temellerini oluÅŸturan ananevi doÄŸrular, doÄŸru bilinci oluÅŸturan gerçeklik kısa sürede bu ön koÅŸullu ve her daim ben haklı çıkarım diyen ön yargıların hem kurbanı hem de bozguna uÄŸratılan öznesi oluyorlar. « Neslinbuk » sitesinde abidik gubidik gruplaÅŸmalar ile baÅŸlatılan ayrıştırmalar giderek tonu ve dozu arttırılmış bir biçimde ucu bilakis içinde yazmaya hevesli onlarca insanın da yer aldığı kitlelerin önünü tıkamaya çalışıyor. Günlerdir gazetelerin sayfalarında yer alan onlarca haberdeki yitirilen yaÅŸamlar birer metafor olarak kullanılarak nasıl doÄŸru vatandaÅŸlar olarak yaÅŸamamız gerekliliÄŸini ortaya koyamaya çabalıyor. Giderek birbirinden korkarak, giderek kendi aidiyetini, kimliÄŸini, öteberisini bir kenara bırakıp tekdüzeliÄŸi benimsemek hiç olmadığı kadar sert bir biçimde asimile edilmeye, yontulmaya uÄŸraşılması da yirmibirinci yüzyıldayız hala neredeyiz ? biz kimiz ? söylemlerini düşünmeye sevk ediyor. Hümanizma zaten çoktan yenilen yutulan bir ÅŸey olarak espri malzemesi oldu. Geriye kalanda oyun konsollarında oynamaya kıyamadığımız, savaÅŸlar, takipler, adam öldürmeceler’in joystick sesleri « ciuv, ciuv yaÅŸasın bir kaç level daha atladım ». Sahte bir geliÅŸmiÅŸlikten ziyade gerçekten emek sarf edilmiÅŸ ve enikonu her konuda doÄŸru ahkâmlara en çok ihtiyaç duyduÄŸumuz, ilericliÄŸin ötesinde bilginin doÄŸruluÄŸuna sahip bir tevazulu yaÅŸam daha mutlu kılacaktır ; « multi kültürel » dünyamızı.

Jenerik olmak deÄŸil zaten amaç. Epi topu bir toplu iÄŸne kadar yer kaplayan beÅŸeriler için (öyle görüntülenmekte en son teknolojili earth, maps yazılımlarımızda) fezadan gelen bir mesaj olarak da algılayabilirsiniz tüm bunları. Halet-i ruhiyelerin daha da içinden çıkılmaz duvarlarla ördürülmeye çalışılmasına karşın, sesin gerçeÄŸe ulaÅŸabilmesi için tekil çabalar en nihayetinde bir bütüne ulaÅŸtığında, bütün bu kakafoniyi de izole edebilecektir. Galiba bütün temenni de bunun bir an önce gerçekleÅŸebilmesi. Öncelik, itibar ettiÄŸimiz deÄŸerlerin farklılıklarına, konuÅŸma biçimlerimizde vurguladığımız kelimelerin ayrıklığına karşın hala tek bir dil ortaya çıkartabilmenin de mümkünatı. „En azından ümit hala, fakirin ekmeÄŸi“....

Müzik’de bu dehÅŸetengiz handiyse milimi milimine düşünülerek kotarılmış bir yap boz izlenimi veren yaÅŸanıtda bir ırama noktasını oluÅŸturuyor. Yanlı ve bariz bir biçimde propaganda malzemesi olanlarından öte, içten içe doÄŸruları paylaÅŸan; ama sözel ama enstrümental anlamda üretimlerin, elitist olmak için yırtınmadan da bir ÅŸeyleri ortaya çıkarılabileceÄŸinin mihenk taşı. Evet bildiÄŸiniz „müzik“. Kimi zaman sıkıntılarımıza merhem olan, kimi zaman çözümsüzlüklerimizi aÅŸabilmemiz için gerekli olan, ama bazen de yukarıda irdelemeye, merak uyandırmaya çabaladığımız hayat ile ilintisi her ne kadar çokta istenmese de çok kuvvetli olan ses yığınları. Yıkımın, özde ve sözde baÅŸlamasının karşısında, edebiyat, resim, heykel, sinema gibi gerek görsel gerekse de duyusal anlamda bariz bir karşı duruÅŸun, olmasını istediÄŸimiz tamlamasıyla „saÄŸduyunun“ harcı.
Deneysel çalışın, farklı tematik noktalardan hareketle ayrı nüanslarını barındıran bir tür olan dubstep’de bu önerme dizini içerisinde Deuss Ex Machina’nın müzikal tını denizinden sizlere sunmaya çabaladığı bir diÄŸer izlek olarak sizlerin beÄŸenisine sunuluyor. Tüketilmekte olan düz elektronik hatların çok daha ötesinde, çok daha derinlikli bir ses teması „dubstep“. AlabildiÄŸince geniÅŸleyen ve esnek yapısı ile 2 Step, UK Garage, Grime gibi öncüllerinden, Dub, Reggae ve Drum & Bass gibi bağımsız müzikal disiplinlerden feyz alınarak kotarılan, düzenlenen, yeniden yeniden kurgulanmaya imkan tanıyan bir seyrüsefer. Dinlendikçe, alternatif açılımların çokluÄŸu hasıl olmuÅŸ bulunan tek düze ritimlere ne kadar çok dayanmışız sorusunu da gündeme getirmesi dahi baÅŸlı başına „türe“ bir artı puanı hak ettriyor. Ses denizi olarak yapılandırılmış enstürmental versiyonların isimsiz „dubplate“ plaklarından yayılamasının üzerinden de neredeyse yedi sene geçmiÅŸ olması, „dubstep“i keÅŸfetmek için henüz geç kalmadığımızın da göstergesini oluÅŸturuyor.

„Dubstep“in tanımlayıcısı veyahutta ön çıkışını gerçekleÅŸtiren isimler „El-B, Oris Jay, Zed Bias ve Steve Gurley (sanatçının prodüksiyonları Tempa etiketinden yayınlanmış bulunan Roots Of Dubstep toplama albümünde dinlenebilir.) olarak Wikipedia’da karşımıza çıkmakta. Farklı ses alaşımları ile kotarılmasına karşın genelin dışında duran, irdelemelik, tadımlık deÄŸil doyumluk kayıtlar olarak da deÄŸerlendirilmesi farz çalışmalar olarak kısa bir özet geçebiliriz bu kayıtlar için. 2001 yılında Soho’da faaliyete geçen Forward>> kulübü ve „Ammunition Promotions“ da „dubstep“ teriminin ilk defa duyurulduÄŸu ve bugün dinlediÄŸimiz onlarca prodüksiyonun, çalışın temellerinin atıldığı bir baÅŸlangıç noktası olarak deÄŸerlendirilebilir. Daha sert ritim örgüsü ve karaltılı tonlamaları ile UK Garage’ın da giderek geliÅŸen alternatif yüzeyleri (Neo Dark Garage) ile evrilmeye devam eden „dubstep“ için de yükseliÅŸin baÅŸlangıcı olan mekanın, türün yaygınlaÅŸmasındaki en büyük çabalarından birisi olan korsan radyo Rinse FM’de DJ Kode9 (Hyperdub etiketinin kurucusu) tarafından hazırlanan radyo programının da ulaşılabilirliÄŸi, meraklı dinleyiciler için yeni bir açılımın habercisi olarak „dustep“i daha kolay ulaşılır bir konuma taşımayı baÅŸarır.

Alt kültürün gelimesi de bu kulüp ve radyo programına paralel olarak daha farklı çalışmaların da önünün açılmasını saÄŸlar. Åžimdiden önemli kırkbeÅŸlikler yayınlamış olan Skream’in çalıştığı plak dükkanı olan Croydon yerleÅŸkeli Big Apple Records, Digital Mystikz (Coki & Mala), El-B, Zeb Bias, Loefah, Youngsta gibi „dustep“ ses eriminin geliÅŸtirilme aÅŸamasında önemleri yadısnamayacak öncüllerinin, müziÄŸi paylaÅŸtıkları bir alan olarak tescillenir. DJ Hatcha’nın 2003 yılında Forward>> kulübünde gerçekleÅŸtirmeye baÅŸladığı, önce Benga ve Skream ardından da Digital Mystikz ve Loefah’ın devam ettirdiÄŸi 10“ „dubplate“ plaklar ile çalınan daha sert ritimlerden, daha minimalist ara baÄŸlaçlarla ÅŸekillenen ama her bir prodüktörün / dj’in kendine özgü ses erimini de duyurmasını saÄŸlayan geceler, yer altının sesinin de artık daha bir gür çıkmasına olanak saÄŸlar. Güney Londra’lı ikili Digital Mystikz ile Loefah jungle bass’lerinden derlerdikleri sesleri, kendi dub skalalarında harman ederek giderek geliÅŸen bir melodik zenginlik ortaya çıkartmayı baÅŸarırlar. Bunun sonucunda da DMZ Records’un temelleri atılır. Yukarıda saymaya çalıştığımız isimlerin yanısıra, Hijack, Pinch ve Vex’d gibi yeni isimlerin de prodüksiyonlarını yayınladığı ilgi çekici bir açılım gerçekleÅŸtirilir. Bütün bu yoÄŸun çalışma düzeneÄŸine karşın ve yayınlanan onca plaÄŸa raÄŸmen „yer altı“ duruÅŸu bugün bile pek çok sanatçının gerçekte kimler olduÄŸu konusunda soru iÅŸaretleri barındırır. Sadece müziÄŸi paylaÅŸmaya çalışan, birbiri ardına yayınlanmış bu kara plakların da birer manifesto haline dönüşmesini saÄŸlayan biraz da bu kollektif üretim izlencesidir. Kimlikler yerine aslolan müziktir ve bu da çok özgün bir biçimde isimlerini dahi bilemezseniz pek çok prodüktörün özgün çalışlarını, kendi halet-i ruhiyesini ortaya çıkartan ayrıntıları barındıran bir harmanı beraberinde getirir. Müzik’te muhalifliÄŸin, sesini gerektiÄŸinde yükseltebilmenin de çok iyi örneklerinden birisi olarak „The Wire“ dergisinde de inceleme konusu olduÄŸunun altını çizelim.

Bu birbiri ile çapraz biçimde ilerleyen kulüp geceleri, plak dükkanlarında tanışlıklar, yeni kesilen „dubplate“ plaklar ile giderek „dubstep“ kendi çehresi içerisinden Dünya’ya da yayılan bir müzikal form haline dönüşür. 2005 tarihli Skream’in „Grime Anthem“ alamet-i farikalı “Midnight Request Line” bu dönüşümün de fiÅŸekleyicisi olan plak olarak anılır. BBC Radio 1’in eklektik elektronika seçkicisi olan Mary Anne Hobbs’un türün ÅŸemantiÄŸini ortaya çıkartan „Dubstep Warz“ adlı programının yayınalanmasını takib eden süreçte de bu geliÅŸim ve yaygınlaÅŸma giderek daha hissedilir bir biçimde artarak günümüze kadar devam etmeyi baÅŸarır. Artık „bass“ların yoÄŸun bir biçimde kullanıldığı, aynı parça içerisinde bir kaç farklı düzlemin yakalandığı, dans ettirirken düşündürten nurtopu gibi bir müzikal izek ortaya çıkar.

Mary Anne Hobbs’un bu baÅŸarılı giriÅŸiminin ardından ise gerisi deyim yerindeyse çorap söküğü gibi gelir. Program içerisinde yayınlanmış çalışmalar „Wariror Dubz“ adıyla Planet Mu etiketinden yayınlanır. Daha üst paragraflarda betimlemeye çalıştığımız türlerin harmanında bir üst sınır olarak belirtebileceÄŸimiz Burial’ın debut albümü de „dubstep“i alelade bir form olmaktan uzak, gerektiÄŸinde ana akım ile de yollarını kesiÅŸtirebilen ama asla teslim olmayan, doyurucu bir müzikal kolaj olarak „The Wire“ tarafından da tescillenir. Sonar festivalinde „dubstep showcase“ ile tüm bu çalışmaların saÄŸlaması, coÅŸkun izleyeyici desteÄŸi, yoÄŸun bir ilgi ile gerçekleÅŸtirilir. „Dubstep“de sadece Güney Londra içerisinde üretilen bir müzikal form olmaktan çıkarak Finlandiya’lı Tes La Rok, Amerika’lı Juju & Matty G. gibi daha yerel isimlerin de sesini duyurmayı baÅŸaran bir yapı haline dönüşür.



Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara NaÄŸmeler
Dubstep At Wikipedia
Dubstep Forum
Forward>>
Month In Dubstep At Pitchfork Media
Tempa Records
Hyperdub
Hyperdub At Myspace
DMZ
Mary Anne Hobbs At BBC Radio 1
Rinse FM At Myspace
Benga At Myspace
Skream At Myspace
Cluekid At Myspace
Bass Clef At Myspace
Bass Clef At Blogspot
Plasticman At Myspace
Zinc At Myspace
The Bug At Myspace
Appleblim At Myspace
MRK1 At Myspace
Up Bustle & Out
Åževval Sam At Myspace

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
http://www.dinamo.fm/ - makina10.45[at]gmail[dot]com
http://deuss-makina.blogspot.com/
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Lines & Loneliness © Monkeyfish

>>>>>Poemé
Susamak Özürlüğe – Philip LARKIN

Artık ayrılmak gerek, sevdiğim; ne yıkıcı,
Ne de acı gelsin bu bize. Eskiden
Pek çok ay ışığı vardı, pek çok kendimize acıma;
Bitirelim bunu burda; çünkü gün
Hiç böyle yiğitçe dolaşmadı gökyüzünde,
Yürekler hiç böyle susamadı özgürlüğe,
Dünyaları yıkmaya, ormanları yakmaya.
Tutamayız bunları, biz şimdi kabuklar gibiyiz
Tohumların büyüdüğünü gören bir başka iyiliğe.

Böyle olmasaydı, diyeceğiz; böyle söylenir hep.
Ama çözülsün daha iyi yaşamlarımız birbirinden,
Kendini rüzgârlara bırakmış, ışıklarla ıslak,
Rotaları çizili iki koca gemi, nasıl kopup
Uzaklaşırlarsa el sallayıp bir limandan,
El sallayıp nasıl kaybolurlarsa gözden.
Çeviri : Cevat ÇAPAN

*Teknik Aksaklıklar Nedeniyle...
Keza aynı ÅŸekilde, yıllardır üretmiÅŸ olduÄŸu, etkileÅŸimli minimal techno müziÄŸi ile alternatif ses kuramcısı statüsüne yükselmiÅŸ bulunan Ricardo Villalobos’un setlerinde yer verdiÄŸi, daha önce bu sayfalarda sizlere tanıtmaya çalıştığımız Shackleton’un Blood On My Hands parçasına yaptığı düzenleme ile elektronik müzikte sınırların yersizliÄŸini bir kere daha gözler önüne sermeyi baÅŸaran bir ayrıntı olarak aktaralım. Skream’in DJ Magazine dergisinde Ben Murphy’ye vermiÅŸ olduÄŸu mülakkatta deÄŸindiÄŸi üzere minimal techno ve dubstep giderek birbiri ile örtüşen bir yapı ortaya çıkartmaya da baÅŸlar ( 01-08-2007 Ben Murphy-„From A Whisper To A Skream“) Kısacası „dubstep“ yapıtaÅŸları sürekli olarak deÄŸiÅŸen, geliÅŸen bir müzikal tür. Burial’ın son çalışması olan (2007 Kasım) „Untrue“ albümünün de çatısını oluÅŸturan parçalarda olduÄŸu gibi hayat ile hesaplaÅŸmaları barındıran, gerektiÄŸinde sesini yükseltecek kadar cesur, naifliÄŸi sadece dinlence olarak sınırlandırılmış, temposu ile dönüştürücü, aktivist, soluk alıp veren bir mekanizma. GeliÅŸmiÅŸliÄŸe paralel olarak perdelemeye çalıştığımız onca ÅŸeyin üzerine üzerine giderek bir yüzleÅŸme saÄŸlayan bir baÄŸlaç. Tıpkı yıllar önce baÅŸlayan Techno, Drum & Bass gibi öncüllüğünü daha uzunca bir süre koruyarak ve geliÅŸerek. „Dubstep“ Dünya’sına hepiniz hoÅŸgeldiniz.

Sunday, October 05, 2008

Deuss Ex Machina Podcast Vol.4 - Classic Plus Modern II By Cenk Akyol

Şehir kendi telaşesinde yol alıyor. Yaz bitimini takip eden ritüeller dizisi birer birer kendi rotalarında ilerliyor. Şehir yükünü alıyor, aheste aheste. Yapılacaklar, bir türlü yapılamayanlar, iki heves bir kalaslar, ardılı sıra sahnelerini bekliyorlar, suflörün teker, yalın yorumlarına kulaklarını dört açarak. Gürültüler Sonbahar mahmurluğuna yer olmadığını gösteriyor. Acele hem de çok acele...

Uzunca sayılabilecek bir süredir Avustralya’da yaÅŸayan, Deuss Ex Machina içerisinde türetmeye çalıştığımız müziÄŸin anlamına dair çıkarımlarla örtüşen, müzikal yorumları, kendine özgü seçkileriyle bütünlediÄŸi setleriyle ses veren, anlamlandırma çalışmaları gerçekleÅŸtiren arkadaşımız Cenk Akyol’u Sonbahar’ın varlığını iyice hissettirdiÄŸi ÅŸu günlerle de uyuÅŸan son seçkisi ile paylaÅŸmak istiyoruz.

City Centre Offices’ın münhasıran Ambient kolajlarıyla nam salmış Porn Sword Tobacco’dan, Fax etiketinin mucidi, bilinmedik ses kolajlarıyla pek çok dinleyiciyi Ambient’la tanıştırmış, üretkenliÄŸine paralel kalitesini perçinlemiÅŸ Pete Namlook’a, Modern elektronik müziÄŸin teorisyenleri arasında adını anabileceÄŸimiz Ekkehard Ehlers’e, Klasik müzik ile elektronik alaşımları bir harman eyleyen, en son “24 Postcards In Full Colour” albümünü yayınlayan Max Richter gibi günümüz sanatçıları ile Claude Debussy, Georg Friedrich Handel ve Gustav Mahler gibi klasik müziÄŸin önemli bestecilerinden birer buklenin yer aldığı 70 dakikalık bir seans dinleyicileri bekliyor. Sonbahar’ın da ÅŸanına yakışan, çiÅŸeltili bir seyrüsefer....

Cenk Akyol Myspace

Classic + Modern II - İndir-Download

Thursday, October 02, 2008

Deuss Ex Machina # 228 - Pornografia Macia Da Idade Nova

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_228_--_Pornografia Macia Da Idade Nova

29 Eylül 2008 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleÅŸtirilmiÅŸ programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Burnt Friedman & Jaki Liebezeit-Secret Rhythms 3 (Nonplace)
>1<-Burnt Friedman & Jaki Liebezeit-Wirklich Version (Nonplace)
>2<-Burnt Friedman & Jaki Liebezeit-Trittbrettfahrer (Nonplace)
>3<-Flying Lotus-Tea Leaf Dancers (Rae Davis Remix) (Warp Records)
>4<-Calmen-Zeppelin (Cymbidium Records)
>5<-Detektivbyrån-Rymden I En Låda (Danarkia Records)
>6<-Detektivbyrån-Kärlekens Alla Färjor (Danarika Records)
>7<-Säätiö Organisaatio-Tähtisumuun (Cymbidium Records)
>8<-Säätiö Organisaatio-Silhouette (Cymbidium Records)
>9<-Eleanoora Rosenholm-Tammen Varjossa (Fonal Records)
>10<-Liquid Liquid-Optimo (DJ Sample Remix) (Domino Recording Company Ltd.)
>11<-Barbara Morgenstern-Come To Berlin (Telefon Tel-Aviv Remix) (Monika Enterprise)
>12<-Telefon Tel-Aviv-Helen Of Troy (BPitch Control)

Pornografia Macia Da Idade Nova Bölüm (228) – Tahrib Edilen YenileÅŸme, Sınırsızlığın Kural Tanımazlığı, Neticesiz Kasıntılarda BaÅŸ AÄŸrıları, Botokslu Dünya’ya HoÅŸ Geldiniz

>>>>>Bildirgeç
Belirtilemeyen saadetlerin, yaÅŸanamayan ama özenilen güncelerin ortasında karşımıza çıkagelen bir kavram bizleri zorunlu olarak hızlıca akan zamanın akışı içinde, sürüp gittiÄŸimiz hayatlarımızı yeniden konumlandırmamızı salık veriyor. Uyarılarını mümkün mertebe dikkate almamız için dürtüklüyor. KoÅŸar adım ilerlediÄŸimiz ahir güncemizde var ettiklerimiz ile hayallerimizi oluÅŸturanların kesiÅŸtiÄŸi, dönüşümünü saÄŸlamak için ortaya konan çabayı da simgeleyen bir durum bahsini açmak istediÄŸimiz. MuÄŸlaklıkla, bana dokunmayan yılan bir yaÅŸasıncılık veyahutta teamüller neyi gerektiriyorsa deÄŸil, başımızdakiler bize neyi reva görüyorlarsa ona riayet etmemizin elzem olacağına biat edenleri enterese etmiyor görüse de, aslında onları da ilgilendiren bir durum irdelemek istediÄŸimiz. Anlaşılabilir kaygıları üzerimizde taşımaya devam ettikçe artan yüklerini daha fazla çekmeden önce düşünebilmek için bizlere bir kez daha ÅŸans saÄŸlayan bir kavram zati ÅŸahanelerinize açacağımız. “DeÄŸiÅŸkenlik”. MuÄŸlak bir karaltıdan ses veren, ne idüğü belirsiz deÄŸil, gerçekten yaÅŸayışların rutinini deÄŸiÅŸtirebilen, aldığınız kararlar, bunların uzantısı olan sorumluluklar vs. gibi alt baÅŸlıklarda toparlanabilecek detayları da daha saÄŸlıklı bir biçimde okuyabilmemizi olasılayan bir tanım. Takılı kaldıklarımızın bizlerden neleri götürdüğünü, bir plağın sonuna gelip takılı kalan iÄŸne gibi olduÄŸumuz yerde sayıp durmaya daha ne kadar devam edeceÄŸimizin kararına vakıf olabilmemiz için iÅŸleyen bir mekanizma olan deÄŸiÅŸkenlik. Tam kararında ve tam vaktinde pek çok hatadan dönebilmek için, belirsiz aralıklarla kullanmamızın gerekliliÄŸi olduÄŸu bir aparat haline dönüşen “deÄŸiÅŸkenlik”. Tik tak...

Kaybetmeye baÅŸladıklarımızın giderek yeri doldurulamaz büyük boÅŸluklara yol verdiÄŸi zamanlarda keskin bir karar mekanizmasını harekete geçirmek gibi de algılanabilecek bir kavram “deÄŸiÅŸkenlik”. Yolların daraldığı, hatların kesildiÄŸi, buna mukabil hareket etmenin dahi zorlaÅŸtığı, bir karamsarlık tablosunun hasıl olduÄŸu ÅŸimdimizde daha da çabuk bir biçimde uygulanması gerekli olanı simgeleyen bir kavramsal “deÄŸiÅŸkenlik”. Teknoloji bizlere vâkıf olmayı, hataları öngörebilmeyi öğretiyor görünse de, ister yazgı ister kör talih deyiniz veya modern zaman deyiÅŸleriyle “bug” nasıl tanımlandırırsanız tanımlayın bir ÅŸekilde hataya düşmeye devam ediyoruz. Pek çoklarında olduÄŸu gibi yeni oldu bittilerle ÅŸekil ÅŸemal kazanan derin boÅŸluklara yol veren hata zincirlemelerini birbiri ardına diziyoruz. Tıpkı domino efektinde olduÄŸu üzere, bir tane yanlış tüm yapıyı bozguna uÄŸratacak kadar yüksek bir reaksiyonu, sarsıntıyı harekete geçiriyor, duraÄŸan ritmi bozup aritmik bir hale çeviriyor ise, burada da aynı kaçınılmaz sonla karşılaşıyor olmamız bile, bazı ÅŸeylerin topyekün gözden geçirilmesini gerekliliÄŸini bir kere daha hatırlatmaya yetip de artıyor. TedbirsizliÄŸin, gözü karalığın, muktedir olup eldekilerle yetinmek yerine “tüketim toplumunun gerekliliklerinden biri olan” aç gözlülüğün sınır tanımazlığı biraz da bu yaÅŸadıklarımızın daha da can yakıcı bir hal almasını saÄŸlayan dış etmen olarak deÄŸerlendirilebilir. Bir kaç tümce öncesinde deÄŸindiÄŸimiz gibi takılı kalmaya devam ettikçe, olduÄŸumuzdan daha da kötümserliÄŸe sürüklenmemize neden olan kavram karmaÅŸası, zihin tutulmasını aÅŸabilmek için gerekliliÄŸi pek çok yönden teyit edilebilecek bir tanım “deÄŸiÅŸkenlik”. Mühim olanı vakti geldiÄŸinde ertelemeden karaların alınıp, uygulamaya bir an öncesinde geçilebilmesi. Çünkü kaybedeceÄŸimiz daha çok vaktimiz yok, maalesef. Tik tak...

Dikkat dağınıklığından baÅŸka mana veremeyeceÄŸimiz hareketlenmelerle karmaşıklaşıp, içerisinde terk edildiÄŸimiz, üzerimize kilit vurdurduÄŸumuz açmazlarımızı aÅŸabilmemiz için de gerekli bir olgu “deÄŸiÅŸkenlik”. Salt kiÅŸisel bir faydası olduÄŸu için deÄŸil üstelik, içinde yaÅŸadığımız her ne kadar öteki olarak dar kapsamlı bir sınıflandırmaya da tabii tutulsak da, fikirlerin özde yarayabileceÄŸi bir eÅŸik atlatma meselesi olan “deÄŸiÅŸkenlik” burada bahsini ediyor olduÄŸumuz. Hemen hemen aynı çekingenlikleri, aynı tereddüt ve problemlerin artık geliÅŸigüzel kullanılmakta olduÄŸu bir kavram haline dönüştürülen, içi koflaÅŸtırılan “kürselleÅŸme”nin etkilerini minimumda tutabilmek için gereÄŸini çok sonra anlayabileceÄŸimiz bir deÄŸer olan “deÄŸiÅŸkenlik”. Muktedir olduklarımız kadar elimizin ulaÅŸmadıklarına, zihnimizin eremediklerine de elbirliÄŸiyle gerçekeleÅŸecek bir imece ile çözümleme yolunu belirleyen tavırlara sapmamızı salık veren, deÄŸiÅŸimlerin olduÄŸu gibi yerinden kendi kendine deÄŸil, devamlılığı saÄŸlanacak bir dizi önlemle beraber harekete geçmeyle olabileceÄŸini ilk kural olarak okuyabileceÄŸimiz “deÄŸiÅŸkenlik”. TekilleÅŸtiÄŸimiz bir o kadar da yalnızlığın kollarına sürüklendiÄŸimiz, karamsarlıkla çevreli bu güncelliÄŸi daha oluruna ulaÅŸtırabilmenin sacayaklarından birisi. Gözlerine fener tutulmuÅŸ kobay denekler gibi, her adımımız da bilinçlenip düzlüğe göre atmaya çaba sarf etmedikçe de döngünün dışına çıkabilmemiz imkansızlaşıyor. Dile gelen, bahsi açılması gerekenlere karşı hep bir imtina, hep bir özenle beraber öcüler çıkacak, kurcalamayın kardeÅŸimlere emanet edilip, çekin çekin çekincelerimizden, bayram ÅŸekerleri gib janjanlı paketlere sarılmış acı reçetelere muhtaç ediliyoruz. “Ölümü görüp sıtmaya razı ediliyoruz”. Tekil bir farkındalılığın bile pek çok ÅŸeyin deÄŸiÅŸmesine olası kılabilecekken durup bir kere daha düşünmemiz gerekiyor. Emile Zola’nın Drefyus davası için kaleme aldığı ve her birbirine baÄŸlantıladığı yazısında kaleme aldığı üzere: “-Gerçek yürüyor, onu hiçbir ÅŸey durduramaz.”

Birbirleriyle süreklilik arz edebilen, konumlandırmaları ile resmin görünmez kılınan yan unsurlarına dair detayları irdeleyebilmek için kaynakça olarak baÅŸvurduÄŸumuz müzik de bize bu minvalde desteÄŸini esirgemeyecek, hemen herkesin ulaÅŸabileceÄŸi bir kültür metaforunu beraberinde getiren bir baÄŸlaç olarak “Deuss Ex Machina”nın yapısı içinde deÄŸiÅŸkenliÄŸi savlamaya devam ediyor. Bu satırlarda onlarca paragrafa sıkıştırılabilecek konulara dair, öz çıkarımlarımızı, adımlarımızı belirleyebilmemiz için yol gösteren bir aracı haline dönüşüyor, mümkün mertebe. GeçtiÄŸimiz Pazartesi akÅŸamı “canlı” olarak sizlerle beraber olan programımız dahilinde de, içerikle yazının örtüştürülebileceÄŸi bir seçki kotarmaya çalıştık. Warp Records’dan yayınlanmış olan ikinci uzunçaları “Los Angeles” ile hip-hop’un baÅŸatlığında alternatif seslerle yapılandırılabilecek türlü çeÅŸit ses sentezine giriÅŸen “Steven Allison” aka Flying Lotus’un, girizgahı eski soul 45likleri ile donatıldığı, “Tea Leaf Dancers” parçasının “Rae Davis Remix”ini paylaÅŸtık. Caz ile eklektik-elektronik müziÄŸin bileÅŸkesinde Finlandiya’lı sanatçılara evsahipliÄŸi yapan “Cymbidium Records”un Fennofolk’08 sergisi için hazırladığı “Helsinki Cooler Vol.3” toplamasından ilk seçkimiz olan “Calmen” ile seyrüseferimiz devam etti. DeneyselliÄŸin yakaladığı tavırın yanı sıra giderek bir kliÅŸe haline dönüştürüldüğü “modern müzik” dinlenceliÄŸinde, Jusi Vento aka Calmen’i Max Richter ile St.Etienne aralığında kalan bir ses kontrastından derlediÄŸi “Zepellin” parçasını sunduk.

GeçtiÄŸimiz programımızda da paylaÅŸtığımız DetektivbyrÃ¥n üçlüsünün de yeni kayıtları olan “Wermland” dan iki kesiti bu harmana dahil ettik. Modifiye ettikleri glockenspiel, theremin gibi müziÄŸin tamamlayıcısı olarak betimlenmiÅŸ enstrümanları, ana türeticiler olarak atadıkları kurgu, melodramatik unsurlarla bütünlendiÄŸinde ortaya çıkan prodüksiyon bütünlüğü farklı dinlenceliklere meraklı olan dinleyicileri mahcup etmeyeceÄŸinin saÄŸlamasını yapmış olduk. “Helsinki Cooler Vol.3”den ikinci olarak 2005 yılından bu yana elektro-akustik ile caz sınırlarında kayıtlarını paylaÅŸan Säätiö Organisaatio grubunun, naif tonlardan betimlenmiÅŸ, dans edilebilir kurgulara da kapısını aralık bırak iki çalışmasına kulak kabarttık. GeçtiÄŸimiz aylarda debut kayıtları “Vainajan Muotokuva”yı derinlemesine mercek altına aldığımız, Mika Rättö, Pasi Salmi ve Noora Tommila’dan müteÅŸekkil “fiction-pop” üçlüsü Eleanoora Rosenholm’un Fonal etiketiyle yayınlanacak ikinci albümleri “Älä Kysy Kuolleilta, He Sanoivat”ın habercisi olarak lanse edilen “Tammen Varjossa” ile Fin müzikleri seçkimizi tamamladık. SunduÄŸumuz parçada da olduÄŸu gibi, seksenli yılların ardından adının anılması lanetlenmiÅŸ olan müzikal izleklerden beslenip kendi yolunu oluÅŸturan bir izlek, eminiz daha uzunca bir süre dinlencelik listelerinde kendine yer bulmaya devam edecek bir alternatifi oluÅŸturduklarını bir kere daha belirtelim. Programın finalinde ise, 99 yılından bu yana ürettikleri aksanlı IDM müzikleriyle, mihenk taşı olmuÅŸ ekiplerden “Telefon Tel-Aviv”i konuk ettik. 2009 yılının ilk günleri içerisinde BPitch Control etiketiyle yayınlanacak olan, “Immolate Yourself” albümlerinin tadımlığı olan, ses yelpazelerindeki yenilikçiliÄŸi irdeleyen “Helen Of Troy” (bir parça Modeselektor havası katılmış, yap-boz) parçasını ve Barbara Morgenstern’in yeni albümünden “Come To Berlin” parçasına yapmış oldukları düzenleme ile finale ulaÅŸtık. Muhtelif ses alaşımlarının katkılarıyla, makinelerle de ruhu olan müziklerin icra edilebileceÄŸi savımıza yeni önermelerle geliÅŸtirme imkanına haiz olduk. Güncemiz vasıtasıyla haftalık olarak paylaÅŸtığımız albüm önerimiz olarak sizlere programımızın açılışında yer verdiÄŸimiz parçalarıyla, deneysel deÄŸiÅŸkenlerle örgüledikleri caz esanslı müziklerin mihmandarlığını üstlenen Bernd Friedmann ile Jaki Liebezeit’ın “Secret Rhythms” projesinin üçüncü çalışmasını paylaşıyoruz.

Bernd Friedmann (Burnt) ile Jaki Liebezeit’ın temellendirdikleri Secret Rhythms dizisi için söyleyebileceÄŸimiz ilk ÅŸey, kelimenin her türlü anlamıyla geçmiÅŸ ile gelecek arası bir paralel oluÅŸturma çabası olduÄŸudur. Müzikal yöneliÅŸimlerdeki farklılaÅŸmalar, gerek teknolojik geliÅŸmiÅŸliÄŸin, gerekse de bilgi anlamında bugün farklı çıkarsamalara olanak saÄŸlayan unsurlardan damıtılarak ortaya çıkartılan bir senteze dönüşmesidir. Türler ve onların birbirlerine baÄŸlantılandırıldığı enstrümanlar ailesi ile varedilmiÅŸ seslerle dolu dolu ilerleyen bir deneysellik de bu önermeye ilave edilebilir. Chris Sharp tarafından kaleme alınıp Wire dergisinde 2000 yılında yayınlanmış Burnt Friedmann makalesinde de bu minvalde açılımlar, sanatçının biyografisiyle beraber okura sunulur. 80’li yılların ortalarında, “Documenta” gibi modern sanatların Olimmpiyadları olarak tescil edilmiÅŸ bir etkinliÄŸin, Sanat Okulu’na yazılmasında önemli bir nedeni teÅŸkil ettiÄŸinden dem vurulur. Müzikal keÅŸiflerinin bir yanda da üretmiÅŸ olduÄŸu çizimlerle de desteklendiÄŸi, kapak tasarımından içeriÄŸine kadar özel olarak tasarlanan bir CD çalışması ile finalini verdiÄŸinde, tasarladıklarını paylaÅŸma evresine dahil olur. Mezuniyetinin ardından da deneysel ses ekipmanları’ndan ilham alan ses kolajları üzerine, çeÅŸitli ortaklıklarla da ÅŸekillenen Holocaust Vol.1, SoundKadaver gibi isimlerle namzet Gummibox projesiyle kayıtlarını paylaşır. Bu ilk çalışmaları takip eden süreçte ise, Deneysel kurguya haiz olan TOXH, Ambient-Chill Out serisi Drome ve asıl büyük ilgiyi toplayacağı isminin de duyulmasını saÄŸlayan “Nonplace Urban Field’s” projeriyle cazın elektronika tınılarında harman edildiÄŸi, dönemi içerisinden günümüze evrilerek “Nonplace” firmasının da temelini oluÅŸturan bir kayıt silsilesinin üreticisi olur. Belirgin ses örgülemesi, kesitlerin bariz bir biçimde modifiye edilmesine olanak saÄŸlayan, kah dub müziÄŸine kah henüz çiÄŸ olan techno’ya evrilebilen egzantrik müzikal izlekler Friedmann’ın müziÄŸinin de kimlik tespitini kolaylaÅŸtıracaktır. MüziÄŸin bir ritüel haline dönüşmesinin, seslerin salt bir fon oluÅŸturmasından ziyade eleÅŸtirel sözsüzlüğün temsilcisi haline evrildiÄŸi, sınır ve sınırlandırmaların belirli kriterler dahilinde görmezden gelinerek, doÄŸaçlamalara da olanak saÄŸlayan bir disiplin olan “Krautrock”ın kutsal tesilisi içerisinde yer bulan Can topluluÄŸundan yadigar Jaki Liebezeit’da “Secret Rhythms” projesinin diÄŸer sacayağını oluÅŸturuyor. Jaki Liebezeit, Can grubunun hem davulcusu, hem de ritm çıkartacak tüm aletlerden sorumlu üyesiydi. “Metronom” adı verilen yarı insan -yarı makine üslubunu geliÅŸtirdiÄŸi, çalmanın görece olarak kolay olduÄŸu sanrısına karşı en ufak bir hatanın yer almadığı bir virtüözitelikle bütünlenen bir müzisyenlik karekteristik özelliÄŸi olarak Liebezeit’ı bugünlere taşır. Brian Eno, Depeche Mode, Primal Scream gibi grupların kayıtlarında konuk sanatçı olarak, geliÅŸtirdiÄŸi davul tekniÄŸini farklı müzikal kesiÅŸimler içerisinde kurgulanabilirliÄŸini, örnekleriyle paylaşır. Çalıştığı davul ekipmanlarının yanı sıra elektronik “drum machine”lerin de ruhuna nüfuz eden bir gözlemleme varedilenin ötesinde yeni sesler yakalayabilme prensibi, zamanla bir makine hassasiyetine ulaÅŸan bir davulcu olarak saygınlığı beraberinde getirecektir.
Deneysel kurgulama alanında yetkinlikleri tartışılamayacak olan ikilinin ortaklığında hayat bulan Secret Rhythms’da bu minvalde, kuÅŸak, müzikal izlek farklılıklarına karşın, dinleyicide tereddüt bıraktırmayacak kadar açık bir biçimde iÅŸlenen müzikal zenginlik üzerine yapılandırılır. Kolaylıkla hatim edilebilecek, seslerle bezenerek kah yumuÅŸak bir dinlencelik, kah latin melodilerinde kulaklarımıza çalınan haÅŸarılık, kah standart olarak addedilen caz vurgulamasına dahil edilen elektronik alaşımları ile “Secret Rhythms #1” (Nonplace 009) modern müziÄŸin zorunlu olarak deneysellikle terbiye edildiÄŸi önyargısına karşıt da bir duruÅŸ beraberinde paylaşılır. 2006 yılında yayınlanan “Secret Rhythms #2” (Nonplace 019) bu kaÅŸiflik dizgisinde ikilinin seslerle olan serüvenlerinin devamlılığı olarak hayat bulur. Sofistike durum müziklerinin yanı sıra, sadece belirli bir zümrenin o zamanlar alakadar olduÄŸu “Dünya MüziÄŸi” içerisinden de muhtelif ses kesitlerine sınırlarını aralayan, hiç durmaksızın ilerleyen bir seyrüsefer misali her bir parçada yapılandırmaların sıfırdan, ama albümün genelini bozmayacak bir biçimde tahlillerle derinleÅŸtirildiÄŸi bir bütünlük arz edilir. MüziÄŸe dahil edilegelen “Afrika Cazı”, Friedmann’ın yükseliÅŸini de pekiÅŸtirmiÅŸ olan Flanger projesindeki “dub” öğeleri, David Sylvian’ın vokal performansı ile batıcıl “Neo Romantic” gibi disiplinler bu mayanın daha saÄŸlam kotarılabilemesini saÄŸlar. Hem dinleyici için yeni eÅŸikler hem de üreticiler için müziÄŸin sınrılarındaki sonsuzluÄŸa delalet olan bir çalışma.GeçtiÄŸimiz Eylül ayı içerisinde yayınlanan “Secret Rhythms #3” (Nonplace 025) ile ilgili notlarımıza geçelim. 2001 yılında Köln’de ikilinin tanışmasından bu yana geçen süre içerisinde, tasarlanmış olanın dışına çıkılabilecek kadar yoÄŸun ses alaşımlarından beslenerek evrilen bir çalışma “Secret Rhythms #3”. Projeyi tanımlayan ve hemen hemen tüm eleÅŸtirilerde de kendisine yer bulan, “gizli”liÄŸin Batıcıl müziklerin farkına varamadığı ya da varmak istemediÄŸi müzikal açılımlara önem veren bir retrospektif olarak tanımlandığı bir dinlencelik. Elektro-akustik unsurlar ile bezeli albümlerin 2008 yılı içerisinde giderek yoÄŸunluk kazandığı bir ortamda, eskiden yeni tasarımlar ortaya çıkartabilme çabası bu çalışmayı daha manidar kılıyor. Konuk listesinde yer bulan ve projenin “sextet” haline dönüşmesini saÄŸlayan isimler de bu müzikal iklimlendirme çalışmasının daha en başından hataya meyil vermeyen bir yapıyla örgülendiÄŸini açık seçik ortaya çıkartıyor. Flanger projelerinde Friedmann’a eÅŸlik eden Hayden Chrisholm (klarnet ve saksafon), Philadelphia Caz sahnesinin önemli isimlerinden, Ursula Rucker ve King Britt gibi ana akıma da yakın duran sanatçılardan, “Nine Horses” gibi üst sınıf “audiophile”lar için yayınlanmış kayıtlara kadar uzanan müzikal kayıtlarda yer bulan Tim Motzer (gitar), ambient alaşımlarıyla destekli kompozisyonların türeticisi Joseph Suchy (E-Fuzz gitar) ve ilk albümlerinden bu yana ikiliye eÅŸlik etmiÅŸ Morten Grønvad (vibraphone) gibi kendi alanlarında önemli çalışmalara imza atmış isimlerle beraber bir yıldızlar kollektifi haline dönüştüğünün de altını çizebiliriz bu yapılandırmanın. Tarzlar arasında bariz ayrıştırmalara ihtiyaç duyulmadan, eklenen her bir pasaj ile muÄŸlaklığın biraz daha aşıldığı müzikal bir külliyat kulaklarımıza çalınıyor Secret Rhythms 3’de. Albümün açılışında yer alan “Morning Has Broken” “slide” gitarın mahir girizgahı ile naif bir intro’nun ardından, Friedmann’ın elektronik “dub” kesitleri ile Liebezeit’ın ritm perdelemelerinin, kompleks bir yapıya evrildiÄŸi, egzotik bir atmosfere dönüştürüldüğü dokuz dakikalık bir epik çalışma ile baÅŸlıyor. Krautrock’ın karakterinde yatan, deneysel kurgulamada, ses çıkartabilen hemen herÅŸeyden faydalanabilir ilkesinden hareketle enstrümanların hakimiyetinde ilerleyen, dönüştüğü atmosferik unsurlarla beraber kah geçmiÅŸin saykodeliasına, kah günümüzün dub enjekte edilmiÅŸ technosuna kapısını aralık bırakan, tümleÅŸtiren “Gegenwart” ile doÄŸal bir kayıt seansının takipçileri haline dönüşüyoruz. Sonraki adımlarını çoktan kafalarında kurgulamış olan üstatların daveti üzerine, sinematografik bir yolculuÄŸa çıktığımız iletiliyor. EleÅŸtirimizin baÅŸlarında da deÄŸindiÄŸimiz üzere, müzikal gizliliÄŸin coÄŸrafyalarında keÅŸifler, tadımlık kolajlara da yer veren bir proje Secret Rhythms. BeÅŸ dakikalık süresi içinde, Friedmann’ın Flanger’da da proje ortağı olan Uwe Schmidt’in aka Senior Coconut’un elektronika ile saÄŸladığı ses hüzmelerinin, deneysel funk-kalipso ruhunun “caz” aynalamasını bulabileceÄŸiniz “Trittbrettfahrer” basit melodilerle de çok mahir parçaların oluÅŸturulabileceÄŸine örnek teÅŸkil ediyor. GeçmiÅŸteki iki kayıtta yer alan “Die Ehrliche Haut” ve “Wirklich Version” parçaları, orjinal hallerinin bir dubplate üzerinde yeniden düzenlenerek, yavaÅŸlatılarak kotarıldığı, müzikal zamansızlığa iÅŸaret eden, türetilen tüm seslerin vakti geldiÄŸinde yorumlanabilecek farkı yönleri de kapsayacağını ifÅŸaa eden bir dizin haline dönüşüyor. Albümün finalinde yer alan “Sandale”parçasında da bu tümleÅŸik yap-bozun son kısımı eklemleniyor. DuraÄŸanlaÅŸan makine ritmlerinin solgun bir güz gününü tasvir etmesi kadar, dikkatlice dinlenildiÄŸinde yaÄŸmur tanelerinin seslerini duyumsatan, halet-i ruhiye Friedmann ve Liebezeit’ın modern müzik sahnesi için neden bu kadar önemli olduklarının da yanıtını veriyor. Belirli düzlemlerde sıkışık tıkışık ritm döngülerinde, minimalizm tasvirleri gerçekleÅŸtirdiklerini varsayan, oluÅŸturdukları karaşınlarla gürültü displininin de ahengini bozan, (liste uzatılabilir) yeni yetme elektronikacıların ders kitabı ehemmiyeti göstermeleri gerekli bir yayım, “Secret Rhythms”. Dinleyiciler içinde tüketilebilecek müzikal yolculukların dipsiz kuyusunda bir zihin toparlama, tekrardan uzak yeni keÅŸifler gerçekleÅŸtirebilmeleri için iyi bir baÅŸlangıç vesilesi.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara NaÄŸmeler
Burnt Friedmann Official
Jaki Liebezeit Official At CAN
Friedmann & Liebezeit At Myspace
Burnt Friedmann Interview At Cyclic Defrost
Can Review By Halil Turhanlı
Secret Rhythms Review At The Milk Factory
Flying Lotus Official
Flying Lotus At Myspace
Flying Lotus In Brussels
Calmen Official
Calmen At Myspace
Detektivbyrån Official
Detektivbyrån At Myspace
Detektivbyrån Review At The Almighty Oracle
Detektivbyrån Review At Limbo-Pillow
Säätiö Organisaatio At Myspace
Cymbidium Records
Eleanoora Rosenholm Official
Eleanoora Rosenholm At Myspace
Eleanoora Rosenholm At Boomkat
Liquid Liquid Official
Liquid Liquid At Wikipedia
Barbara Morgenstern Official
Barbara Morgenstern At Myspace
Telefon Tel-Aviv Official
Telefon Tel-Aviv At Myspace
Telefon Tel Aviv At Pitchork Media

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com - Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------

>>>>>Info Go-R-Sel Spaceage By Marco Welt
© Marco Welt’s Photos
Liebezeit & Friedmann Photos Courtesy From Below Listed Sites
0 - 1 - 2

>>>>>Poemé
Düş – Tilki – Ted HUGHES

Bu gece yarısı anının ormanını düşlüyorum:
YaÅŸayan baÅŸka bir ÅŸey var
Saatin yalnızlığının ve parmaklarımın
Kımıldadığı şu boş sayfanın dışında.

Tek yıldız görünmüyor pencereden:
Daha yakın, karanlıkta
Daha derin bir ÅŸey
Yalnızlığın içine doğru ilerliyor:

Soğuk, karanlık kar kadar ince,
Bir tilkinin burnu deÄŸiyor dala, yapraÄŸa;
İki göz bir devinimi belirtiyor,
Durup yeniden birer birer

Açık seçik izler bırakıyor karın üzerinde
Ağaçlar arasında, sonra dikkatle
Topal bir gölge bacağını sürüklüyor
Ve açıklığa çıkmaktan korkmayan

Bir gövdenin boşluğunda, bir göz,
Büyüyen derinleşen bir yeşillik,
Parlak, dikkat kesilmiÅŸ,
Kendi işini görürken, birden,

Sıcak, keskin tilki kokusuyla
Kafadaki karanlık boşluğa yerleşiyor.
Pencere hâlâ yıldızsız; saat işliyor,
Sayfa artık boş değil.

Çeviri: Cevat ÇAPAN

Friday, September 26, 2008

Deuss Ex Machina # 227 - As Máquinas Aborrecidas Perturbam o Sono

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_227_--_As Máquinas Aborrecidas Perturbam o Sono

22 Eylül 2008 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleÅŸtirilmiÅŸ programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Mogwai-The Hawk Is Howling (Matador/PIAS)
>1<-Ryan Francesconi-Deep Rivers Run Quiet (Textura)
>2<-Ryan Frencesconi & Lili De La Mora-Green To Red (Textura)
>3<-Jesper Norda-Little Ones (April Archives)
>4<-Jesper Norda-Green And Red And Blue (April Archives)
>5<-Hauschka-Blue Bicycle (130701)
>6<-Hauschka-Rode Null (130701)
>7<-Detektivbyrån-Vänerhavet (P-Vine Records)
>8<-Detektivbyrån-Nattöppet (P-Vine Records)
>9<-Kırık Çizgi-Bugün (Self Released)
>10<-Kırık Çizgi-Esnek (Self Released)
>11<-Mogwai-Danphe And The Brain (Matador-PIAS)
>12<-Mogwai-The Sun Smells Too Loud (Matador-PIAS)

As Máquinas Aborrecidas Perturbam o Sono Bölüm (227) – Nereye Kadar Kulaklarını Tıkayıp, Gözlerini Yumup, Dilini BaÄŸlı Tutacaksın ? DevredildiÄŸimiz Zaman Hüzmesi Çok Daha Ayık Olmamızı Salık Vermekte İken...

>>>>>Bildirgeç
Hayat denilen olgular bütününün ayrıntılarından olan deÄŸiÅŸkenlerin sürekli bir devinim içerisinde birbirlerinden ne kadar da uzaÄŸa doÄŸru bölümlenip, parçalandığının farkında mısınız? Birbirleriyle örtüştüğünde tamamlayıcı olanların nasıl da birden ve görünürde herhangi bir sorun olmaz iken kendiliklerinden harap bitap düştüğünü, düşürüldüğünü birbirleriyle var güçleriyle didiÅŸtiklerini gözlemlediniz mi? Bitmek tükenmek bilmeyen yanılgılarla örgülenip enikonu kördüğüm oldurulan sorun yumaklarının çoÄŸaldığının ve ipin ucunun yakalanamadan elimizden kaçtığını hissettiniz mi? Eskisinden de çabukça berhava olduÄŸumuzu, dahası bir günün hemen ilk saati içinde bizi baÄŸlayan pek çok konuda, düşünmeden, harekete geçemeden, kararsızlıkla hemencecik pes ettiÄŸimizin farkında mısınız ? Kesintilere uÄŸraya uÄŸraya, baskılarla didik didik, allak bullak edile edile, “terbiye” sınırları dahiline çekildiÄŸimiz, koca duvarlarla çevrelendiÄŸimiz mutlak memnuniyetin adını dahi zikretmeden sürüp gittiÄŸimiz bir yaÅŸam tantanasının tam da ortasındayız. İmdi. FarklılaÅŸmayı beraberinde getirecek deÄŸiÅŸken ve rakamların sürekli farklılık göstermesine, bir artı bir eksi hanelere ulaÅŸmasına karşın rutini bozulamayan bir yaÅŸa(m)asallık. Tasarlanmış olan ÅŸekil, yaÅŸayış biçimi gibi öngörülmüş, onaylanmış sahalarımızın içerisinde ne ederseniz edin de sesinizi yukarılara duyurmayın diyegelen bir yılgın tasvir bütünü. Yarım yamalak kalan, düzeltilmeyen bir bakışımın “korkutucu” sahiciliÄŸi karşısında insan düşünmeden edemiyor, en başından bu yana aynı noktada mıydık? Bir yanılgı dehlizinde içeriÄŸin çoktan boÅŸaltıldığı oyunun parçaları mıydık?

Bir haber kalıyoruz deÄŸiÅŸimden, bir haberiz iletiÅŸimden, noksanlarımızı düzeltmek bir yana ısrarla sarıp sarmalıyoruz soruların çözümlerini, kendimizden uzakta bir sanduka içerisinde görünmez kılınmasını dileyip-isteyerek. Ya da çözüme kavuÅŸması için ilahi müdahalelerin yaÅŸadığımız 21 yüzyılda pek sık olmadığını bilmemize karşın “el aman” demekten çekinmeyerek, vazifelerimizi üzerimizden atmaya gayret ediyoruz çabucak. Onlarla yüzleÅŸmek bir yana giderek daha da sanallaÅŸtırıyoruz, “internet” denilegelen çapanoÄŸlunun (!) nimetlerini kendimize göre yontup tahrip ettiÄŸimiz kapsamı dahilinde. Oyunun içerisinde iliÅŸtirilmiÅŸ figüranlığımızın devamlılığını saÄŸlıyoruz böylece, dengi bir daha zor keÅŸfedilecek akış dahilinde, eÄŸrelti eÄŸrelti. Özgünlüğün bir kelime oyunu olduÄŸu sanrısına kaptırıp giderek, hali hazırda tüketilmekte olan kimliklerden en makul olan birisine yamanıyoruz, yarım yamalak. Kendimizi olduÄŸumuzdan farklı gösterme yarışında en ön safları zorluyoruz. İmgelerin keÅŸmekeÅŸliÄŸinden, doÄŸruları bulabilmek için gerekli olan çabadan soyutlanıp, sanal rahatlıkların cezbedici yanlarında kendimizi saflara dahil ediyoruz. Üretmeden tüketebilme kolaycılığına alışıyoruz. KuÅŸkularımızı dile getirmek istediÄŸimizde dahi tahayyül edilebilenden fazlası karşıtlıkla sınavlardan geçiriliyoruz. Demokrasi dediÄŸimiz halka ait olanın halk tarafından yönetilmesi, idaresi altında sorumlu olduÄŸu alanlarda yaÅŸamı daha kaliteli bir seviyeye ulaÅŸtırmasına ortak çabalarımızla vakıf olunabileceÄŸine bile ayamıyoruz. TutturduÄŸumuz yollarımızda iÅŸin kitabında yazılanlarına göre yarım yamalak adımlar atmamızın avuntusuyla günlerimizi helak ediyoruz.

DeÄŸiÅŸkenler kendi rayında ilerlemeyi iÅŸaret ediyor olsa da, bu yarım ağızla ve kerhen uyum saÄŸlama çalışmalarımız giderek artan bir ivme ile sekteye uÄŸruyor. Mütemadiyen her seferinde daha belirgin bir hata reaksiyonuna çıkışlar saÄŸlamlaÅŸtırılıyor. Ortaya çıkan büyük resimdeki hatalar ise görmesini bilen, gördüklerinden feyz alanlar için çok daha fazla detayı verecektir hiç şüphesiz. Buna ilaveten yabancılaÅŸma da kaçınılmaz bir biçimde en yakın çevremizden (aile), süresi belirsiz bir an dahilinde kesiÅŸtiÄŸimiz insanlarla paylaÅŸtığımız genişçe bir alanda etkisi de bununla beraber hasıl oluyor daha çabukça. Koskocaman bir karenin ortasında harflerden müteÅŸekkil duvarlar örüyoruz, tarafeyn kimseciklere yaranamayan, etkisiz “eleman”. Kurmaya heves ettiÄŸimiz düşük tümcelerimize kurban ediliyoruz. Kısacık vadelerde. Dönüştürülebilir rotaları takip etmek yerine, katı kurallara bağımlı kalmaya devam ettiÄŸimiz sürece de bu tersliklerin bizlerin peÅŸini bırakmayacağı ise apaçık ve acıtıcı gerçek olmaya devam ediyor. ÇaÄŸ biliÅŸim ve uzay diyor olsa da, insanlığımızdan uzaklaÅŸan, giderek yayvanlaÅŸan hemen bir örnek personalar haline evriliyor olmamız da bunu da olası kılmıyor mu? Gizlenip saklamadan, tüm acıtıcı gerçekliÄŸiyle. Yarım yamalak, dımdızlak bırakılan her bir evre dahilinde bu daha da seri bir biçimde gerçekleÅŸiyor. Hayat denen bu sahnelemede, bir veya daha çok katmandan mülhem bu eÅŸikler tıpkı televizyondan görüş alanımıza dahil olan pek çok hatalı görüntü olduÄŸu gibi kendine yeni yollarla hayatımıza dahil ediyor. Sarmalandığımız sınırı daha yükseklere taşıyor. Albert Camus’nun “Yabancı”sından bir alıntıyla baÄŸlayalım bildirgeçimizi: ... “Anacığım sık sık, “İnsan hiçbir zaman bütün bütün mutsuz olamaz,” der dururdu. Gökyüzü elvan elvan renklerle boyanıp da, yeni bir gün ışığı hücreme sızı verince ona hak veriyordum.”...

Deuss Ex Machina’nın Pazartesi akÅŸamı canlı olarak sizlerle buluÅŸan 227. bölümünde de yukarıda kısaca deÄŸinmeye çalıştığımız örneklerin izlerini takip eden bir kurguyu sizlerle paylaÅŸtık. Sözlerle yarım kalıyor olsa bile müziÄŸin eksiklerimizi tamamlaması temennisine sığınarak oluÅŸturulan bir doÄŸaçlama. Programın açılışında, ilgiyle takip etmeye, deÄŸerlendirdiÄŸi kayıtlar üzerinden alternatif okumaları keÅŸfedebilmemizi olası kılmış Kanada'lı e-dergi Textura.org'un genel perspektifini de yansıtan debut toplama albüm “Kubla Khan”dan seçtiÄŸimiz parçalara yer verdik. Ryan Francesconi'nin gitarın saÄŸladığı melodik kurgular dahilinde, bütünlediÄŸi folk tınılarına kulak kabarttık. Ele alınış biçimiyle lo-fi sınırlarına da yaklaşıp, dinleyiciyle mesafesini kararında tutmaya çalışan “Deep Rivers Run Quiet” ve geçtiÄŸimiz sene içerisinde “Eleven Continets” çalışmasını gerçekleÅŸtirdiÄŸi bir baÅŸka keÅŸfedilmesi gereken isim “Lilli De La Mora”nın vokalleriyle bezenmiÅŸ olan naif pop baladı “Green To Red”i sizlerle paylaÅŸtık. Rotamızı İsveç'e çevirip, Jesper Norda'nın bir ritüel kıvamında kotardığı ve dinleyicilere ücretsiz olarak sunduÄŸu “April Archives” serisinin üç numaralı kaydı “Little Ones EP”den iki kesiti sunduk. DuraÄŸan ritm döngüsüne nazire yaparcasına, heyecanını saklamayan , yalnızlığın paylaşımındaki zorluÄŸu, eve dönün imgesiyle besleyen bir kurgu bütününü oluÅŸturan “Little Ones”, güncelliÄŸin sınırlarında dolaşıma çıkan, en son ürettiÄŸi sanatsal projelerinden birisine odak seçtiÄŸi PJ Harvey yerleÅŸtirmesinde kurguladığı gibi donuk bir havanın tasvirini gerçekleÅŸtiren “Green & Red & Blue” parçasına kulak kabarttık.

2004 yılından günümüze kadar uzanan süreç dahilinde yayınladığı kayıtlar ile klasik müziÄŸin “kitabına” uygun formüllerini manipüle ederek kotardığı, deneysel tını izlekleri ortaya çıkartan Volker Bertelmann'ın altıncı stüdyo kaydı olan “Ferndorf”dan iki farklı temayı sizlere sunduk. Piyano'nun baskın bir biçimde yön belirlediÄŸi, eklenen yaylı partisyonları ile muÄŸlaklığını aÅŸan “Blue Bicycle”, sanatçının deneysel kurgulama becerisine örnek teÅŸkil edebilecek nitelikte incelikli bir ses işçiliÄŸinden evrilen “Rode Null” çalışma hakkında umarız ipuclarını sizlere ulaÅŸtırmıştır. Anders Flanders, Jon Nils Emanuel Ekström ve Martin Molin'den müteÅŸekkil “DetektivbyrÃ¥n” topluluÄŸunun debut çalışmaları olan “P-Vine Records” etiketli “E-18” albümüne yer verdik. Seslerin doÄŸru biçimde kullanıldığında ortaya çıkan uyumunu, benim diyen enstrümantalist ekiplerden daha vurgulu bir biçimde irdeleyen, ses çıkartabilecek her türlü edevatı çekinmeden kullanan bir kolaj ekibin müziklerini kısaca tanımlayacaktır. Glockenspiel gibi baÅŸlı başına bir inceleme konusu olabilecek, dinleyicide ÅŸevk uyandıracak kadar uygun tonların türeticisi bir enstrümana sırtını dayayan “Vänerhavet” sonbahar fonuna da birebir örtüşen bir kayıt olarak seyrüseferimize dahil oldu. Bu çalışmanın yanı sıra geçtiÄŸimiz günlerde yayınlanan ikinci albümleri olan “Wermland” ile ve grubun müziÄŸi ile ilgili nitelikli bir makaleyi “Limbo Pillow” sitesinde inceleyebilirsiniz. Programın final bölümünde ise EskiÅŸehir’de kurulmasını müteakiben İstanbul sahnelerinde de sesini duyurmayı baÅŸarmış, alışılageldik imkansızlıktan bizde çıkmıyor böyle müzik, sesler diyenlere nazire yaparcasına denemeyi elden bırakmayan “Kırık Çizgi” ekibini konuk ettik. Temmuz ayı ortalarında yayınlanmış olan “d.i.y.” albümlerinden 70’li yılları çaÄŸrışım olarak kulaklarla yeniden buluÅŸturan, sözleriyle de takdir edilesi “Bugün” parçasına dikkatinizi çekmek istiyoruz. Bütün bu isimlere ilave olarak sizlere altıncı albümlerinin henüz dumanı üzerinde iken, yıllardır istikrarla bezeli ve deÄŸiÅŸmeyen bir alışkanlık haline dönüşen müzikleriyle, müziÄŸin ardında bahsetmeye çalıştıklarımızı bizlerle buluÅŸturmak konusunda ısrarcÄ&p