[image]
[ http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=945749075958845566
blog böceği
blogcubul


Önce Kendi Reklamınızı Yapın

yazan kahpecüce on 2.6.07 @ 12:40
Pek çok blogcu, yazılarının arasına, içinde, dışına, kenarına, köşesine, mümkün olan her yere Google Adsense reklamlarını yerleştirerek gelir elde etmeyi düşünüyor. Söz konusu belli bir konusu/rotası olmayan bloglar olduğunda geçerli bir yöntem sayılabilir. Ancak eğer kalıcı, sağlam bir blog ve okuyucu kitlesi inşa etmek, bunu da kazanca dönüştürmek istiyorsanız, başkalarının reklamını yapmadan önce kendi reklamınızı yapmalısınız.

Neyin reklamını yapmalıyım?
Bir blogcu olarak ortaya koyduğunuz ürününüz yazılarınızdır. Blogunuz ise bunları bir bütün halinde sergilediğiniz bir vitrin, bir iletişim aracıdır. Yazılarınızı başkalarına ulaştırmak, söylemek istediklerinizi onlara iletmek için yazarsınız. Ürününüz satırlarınızın arasındadır.

Neden kendi reklamımı yapmalıyım?
Aklınıza kurcalayan soru bu olabilir. Blogunuzda yazılarınızın reklamını yapmak, Google Adsense ya da başka herhangi bir reklamın getirdiği kazancı doğrudan sağlamayacaktır. Ama eğer, uzun süreli ve saygın bir blogcu olmak istiyorsanız kısa vadede kazancı göz ardı eder ve bu doğrultuda özgürce yazılar yazarsınız. Özgün ve faydalı içeriğinizi hazırlar, sonrasındaysa bunun reklamını yine kendi blogunuzda yaparsınız. Amacınız kaliteli içeriği okuyucuyla buluşturmak olduğundan, kendi yazılarınızı tanıtmak bu yolda atılmış doğru bir adım olacaktır. Ayrıca, kendisine reklam yerine daha fazla kaliteli içerik sunulan okuyucu blogunuza daha sıcak bakar, kalıcı bir okuyucuya, bir aboneye dönüşme olasılığı yüksektir.

Kendi reklamımı nasıl yapmalıyım?
Blogunuzda kendi reklamınızı yapmanın yolları çoktur:
İç Bağlantılar: Yazınızın içinde konuyla ilgili bir başka yazınıza bağlantı vermek En Çok Okunanlar Listesi: Blogunuzda en çok ilgi gören 5 ya da 10 yazıyı ana sayfada yayınlamak İlgili Yazılar Listesi: Yazınızın sonunda, yine o konuyla ilgili başka yazılarınızı listelemek Seçme Yazılar Listesi: Ana sayfanızda, kendi seçtiğiniz ve önemli olduğunu düşündüğünüz, ancak yeterince ilgi görememiş yazıları sıralayabilirsiniz
Yöntemler çoğaltılabilir. Bunlar, içeriğinizi blogunuza gelen okuyucuya en kısa ve en etkili şekilde ulaştırmanın yoludur. Unutmayın ki, ancak kendi reklamınızı yeterince yaptıktan sonra başkalarının reklamını yaparak gelir elde edebilirsiniz.

Etiketler: gelir elde etme

Kazancı Bedihler Aranıyor

yazan kahpecüce on 18.5.07 @ 23:35
Normalde Blog Böceği'nde bu tür duyurular yapmam ama geçenlerde blogküreye hızlı ve hareketli bir giriş yapan Blog Kazanı, aldığım duyumlara göre pek yakında birlikte çalışmak üzere blogcu alımına başlayacak. Popüler bir blogta yazmak isteyenlere duyrulur.

Etiketler: blogosfer

Blog Tasarımında 5 Temel Hata

yazan kahpecüce on 8.5.07 @ 09:40
İyi bir blogcunun temel hedefi, alanı içerisinde özgün ve faydalı içerik oluşturmaktır. Bu amaçla bloglamak onu er ya da geç okuyucusuyla buluşturacaktır. Ancak sadece yazmak, iyi ve çok okunan bir blog sahibi olmak için yeterli değildir. Bloglamanın bireysel yayıncılık olduğunu düşünürsek siz kendi blogunuzun hem yazarı, hem editörü hem redaktörü hem de tasarımcısı olmak zorundasınız. Bu yüzden anlatım teknikleri dışında tasarım ve düzenleme konularında da birşeyler öğrenmeniz gerekebilir.

Aşağıda blog tasarımlarında fazlasıyla karşılaştığım beş temel hatayı sıralamak istiyorum. Kendi blogunuzda bunlardan biriyle karşılaşmadığınızdan emin olun.

1. Aşırı Reklam
Blogcuların temel gelir kaynağı olan reklamların -genellikle Google Adsense'in- daha çok kazanmak uğruna blogun her yerine yerleştirilmesi kısa vadede blogcuya kazandırabilir. Ancak bu durum blogunuzda SPAM havası yaratacaktır. Bu da okurunuzun sayfanıza güvenini sarsacak ve okur sayısında azalma olacaktır. Reklam yerleştirmek istediğinizde, blogunuzda görünenlerin çoğunluğunun reklama değil de ürettiğiniz içeriğe ait olduğundan emin olun.

2. Karmaşık Navigasyon
Okurlarınızın aradıkları içeriğe bir an önce ulaşmalarını sağlamak için; sade, metin-temelli bir navigasyon sistemi oluşturmaya özen gösterin. Blogunuzun her sayfasında navigasyonun aynı yerde ve aynı şekilde olmasına dikkat edin. Bu gibi önlemler kullanışlılığı arttırdığı gibi okuyucuya zaman da kazandırır.

3. Gözü Yoran Renkler
Blogunuzu ziyaret eden okuyucuları yoracak renklerden kaçının. Yerine; okuyucuyu içeriğe odaklayan ve içeriği ön plana çıkaran renk tonlarını tercih edin. Unutmayın, resim yapmıyorsunuz, yazı yazıyorsunuz.

4. Zor okunan Yazı Tipi
Bir blogcu olarak en fazla dikkat etmeniz gereken konu yazdıklarınızın okunabilir olmasıdır. Doğru yazı tipini seçmenin yanı sıra, doğru renkleri ve doğru büyüklüğü ayarladığınızdan emin olun. Okunamayan içerik, olmayan içeriktir.

5. Vurgulanmayan Bağlantılar
Blogları yaşatan bağlantılardır. (link) Blogcular, bağlantı verip bağlantı alarak tanınırlar, kendilerini ispatlar vb. Bağlantıların, içerikte öne çıktığından ve normal yazılardan ayırt edilebilir olduğundan emin olun.

NOT: Bu yazı Problogger Grup Yazım Projesi'i dahilinde yazılmıştır. Ben de yakında Blog Böceği'nde bir grup yazma etkinliği yapmayı düşünüyorum, klavyelerinizi hazırlayın. :)

Etiketler: ipuçları

Blogcu Bul

yazan kahpecüce on 7.5.07 @ 00:26
Bugün, Blog Kazanı'nın da değerli yardımlarıyla blogculara destek olmayı hedefleyen yeni bir siteyi yayına soktum: Blogcu Bul. Site, blogcuların yeni bloglama imkanlarından haberdar olması için hazırlanmış bir tür ilan tahtası. Kendisine ortak arayan blogcular, blogunun tasarımını yeniletmek için bir tasarımcı arayanlar, programcıya ihtiyacı olanlar vb hepsi ilanlarını Blogcu Bul'da ücretsiz olarak yayınlayabilirler.

Etiketler: blog böceği, blogcu bul, blogosfer

Topluluk Yönetimi: Digg ve Bildirgeç

yazan kahpecüce on 2.5.07 @ 09:19
Başka bir konu hakkında yazacaktım ama bu sabah kahvemin yanında bana eşlik eden sayfalardan okuduklarım bu konuya değinmem gerektiğini işaret ediyordu. Son günlerde Digg ve Bildirgeç'te olup bitenler topluluk yönetimi hakkında iki farklı yönü gösteriyor. Bu da özellikle çok kullanıcılı bloglar, onların kullanıcıları ve özellikle yöneticileri için önemli bir konu. Geniş bir görüş yakalayabilmemiz için her iki hikayeyi de en başından almam gerek:

Digg'de Neler Oldu?
09 F9 11 02 9D 74 E3 5B D8 41 56 C5 63 56 88 C0. Herşey bu kodun yayılmasıyla başladı. Çoğumuz için pek bir anlam ifade etmiyor olarabilir ancak bu kod, HD-DVD'lerin kopyalanabilmesine olanak sağlayan anahtar. İnternet kullanıcılarının bir kısmının sahip olduğu kayıtsız şartsız özgürlük anlayışı dahilinde digg kullanıcılarından biri bu kodu yayınlayan sayfayı diggledi ve ardından binlerce oyla anasayfaya dek ulaştı. Fakat, bir HD-DVD firmasını kendisine sponsor olarak alan digg, yasal tehlikelerden çekinerek önce kullanıcıyı uzaklaştırdı, ilgili hikayeleri sildi hatta sistemi yeni digglemelere dahi kapattı. Digg blogunda ise "yasalara uymamız gerek" diye özetlenebilecek bir yazıyla doğru olanın bu olduğu duyruldu.

Eğlence de bundan sonra başladı ve deyim yerindeyse digg.com'da bir ayaklanma başladı. Kullanıcılar digg yönetimini topa tutmaya başladı, bu önlemlere karşı gelen yorumlar biriktikçe birikti ve digg'in sansür uygulamasına karşı çıktılar. (Benzer bir site olan reddit bile kendi içinde bunu tartışıyordu.)

Fakat daha sonra, kullanıcılarının isteklerine dayanamayan digg, kendi blogunda bizzat kurucusu tarafından yapılan açıklamayla aldığı tüm bu kararlardan vaz geçti. Kevin Rose şöyle diyordu:
Yüzlerce yazı gördükten ve binlerce yorum okuduktan sonra, herşeyi ortaya koydunuz, kesinleştirdiniz. Digg'in daha büyük bir şirket önünde diz çöktüğünü görmektense vuruşarak ölmesini tercih ediyorsunuz. Sizi dinliyor, duyuyoruz ve bundan sonra kodu içeren yazıları ya da yorumları silmeyeceğiz ve koşullar her ne olursa olsun bununla baş edeceğiz.

Eğer kaybedersek, kimin umrunda, en azından deneyerek ölmüş olacağız.
Kevin Rose, bu yazısını yayınladıktan sonra, tabii ki diggde ana sayfanın en üstüne dek çıkıyor ve halen de orada.

Peki ya Bildirgeç'te?
Gelelim Bildigeç'te yaşananlara. Burada ise hikaye, Nahnu'nun yeni açılan ve yazarları arasında kendisinin de bulunduğu bir blog olan Blog Kazanı'nı bildirgeç'te duyurması ve bu yazının editörlerce uygun görülerek yayınlanmasıyla başladı.

Yazının yayınlanmasıyla birlikte içinde benim de yer aldığım bir grup kullanıcı buna tepki gösterdi çünkü bu kullanıcılar Nahnu'nun reklam yaptığını düşünüyorlardı. Oysa ki bu, bildirgeçe bir yazı göndermeden önce önünüze gelen sayfada belirtildiği gibi yasaktı: reklam yapmaya çalışmak üyelik iptali ile sonuçlanır.

Bu noktada tepkiler, kuralların herkese uygulanması gerektiği ve site yönetiminin kendi koyduğu kurallara saygı göstermesi noktasında birleşti. (Bazı kişisel tartışmalar olayı başka boyutlara çekti, fakat bunun konuyla bir ilgisi olmadığı için bahsetmeyeceğim.) Bu durumda site yönetiminden bir yanıt bekleniyordu. Site yöneticisi olan Aftermath bu onayı hangi çizgi doğrultusunda verdiklerini açıkladı ve verilen onayın doğruluğunu savundu.

Fakat gelen tepkiler kesilmeyince yönetimden yeni bir açıklama daha geldi:
haddinizi aşan yorumlarda bulunmuşsunuz. bildirgeç editörlerinin kararlarından hoşlanmayanlar saldırmak için fırsat kollar her zaman.... bildirgeç'in konseptini, neyin yayımlanıp yayımlanmayacağı bilmeyenlerin bu sitede bir işi olmadığını düşünüyorum; kapıyı arkadan kapatabilirsiniz.... ücretsiz okunabiliyor. daha ne olsun. beğenmeyen çekip gider.
Bu iki olay, bize internet ortamında topluluk yönetiminin ne denli zor bir iş olduğunu gösteriyor elbette. Kullanıcı-yönetici dengesinin korunması ve hangisinin hangisi için var olduğunu hatırlamak adına önemli. Unutulmaması gereken şey ise bir topluluğun kullanıcılarıyla birlikte var olduğu ve onunla büyüdüğüdür.

Etiketler: blogosfer

Yazıları Görsellerle Desteklemek

yazan kahpecüce on 1.5.07 @ 09:06
Geçen hafta, bir ilköğretim okulunda sekizinci sınıf öğrencilerine İngilizce dersi vermek üzere bulunuyordum. Bu benim ilk dersim olacaktı ve bu yüzden biraz gergindim. O anda, bu ilk dersin benim için bir bloglama dersine dönüşeceğinden habersizdim. Hevesle sınıfa girdim, öğrencilerimi selamladım ve projektörü kullanmak üzere bilgisayarı çalıştırdım. Bir okuma parçasıyla başlamak ve anlaşılmayı kolaylaştırmak üzere görsellerle desteklemek istiyordum. Çünkü öykü, öğrencilerim için fazlasıyla yabancı sözcük barındıran fantastik bir öyküydü.

Hepsine okuma parçalarını dağıttım ve projektörü çalıştırdım. Fakat burada beni bir sürpriz bekliyordu. Kablolardan birinden kaynaklanan bir sorun yüzünden, öyküyü destekleyecek olan resimlerimi öğrencilerime gösteremeyecektim! Telaşlandım, ancak yapabileceğim fazla birşey yoktu. Dersime, resimler olmadan devam etmeliydim.

Okuma parçasını işlemeye başladığımızda öğrenciler yeni sözcüklerin anlamlarını soruyorlardı, ben de dilim döndüğünce açıklamaya çalışıyordum. Yeri geldiğinde -dışarıdan oldukça gülünç göründüğünü tahmin ettiğim- oyunculuğa ve canlandırmaya başvuruyordum. Daha sonra, projektörde şansımı bir kez daha denemek istedim. Bu kez işler yolunda gitti ve projektör çalıştı. Öğrenciler, resimlerin yardımıyla yeni sözcükleri kolaylıkla kavrayabiliyorlar ve bana fazla bir iş bırakmıyorlardı.

"Bir resim bin sözcüğe bedeldir." deyişinin doğruluğunun bir kanıtı olarak bu olay bana görsellerin ve resmin gücünü hatırlattı. Bu durum bloglama ve bloglar için de geçerli. Yazınızın kenarına yerleştirdiğiniz uygun bir resmin aynı etkiyi okuyucularınız üzerinde yaratması olasıdır. Neden yazılarınızda, uygun görseller kullanmanız gerektiğinin temel nedenleri şunlardır:

Merak ve Dikkat
Yazınızın yanına bir resim yerleştirmek, iyi bir başlık atmaktan daha kolay olabileceğinden, sayfanızı gezmekte olan ziyaretçinizin dikkatini yazınız üzerine çekmeyi başarabilir. Ve eğer resim, içerik ile ilgiliyse, okuyucuya yazıda ne bulacağı hakkında bir bilgi de vereceğinden bir çeşit özet görevi de görecektir.

Anlatmak ve Göstermek

Bazı kavramları açıklamak onları gösterip "işte bu!" demekten oldukça zordur. Bunun nedenlerinden biri de sözcüklerin alıcı üzerinde istenilen etkiyi yaratamayışıdır. Bunu izlediğimiz bir korku filmini bir arkadaşımıza anlatırken görebiliriz. (Tabii ki bunun nedenleri iletişim aracı kadar, verici de olabilir.) Bu durumda yapılacak şey yazıyı gerekli görsellerle desteklemektir.

Zaman
Görsel, aynı zamanda bir anlatı biçimi olduğundan ve yazıya göre çok daha hızlı algılandığından okur-yazar arasındaki iletişimi hızlandıracak ve her ikisine de zaman kazandıracktır.

Etiketler: genel

Türk Blogcular için Sosyal Ağ

yazan kahpecüce on 29.4.07 @ 08:54
Türk blogküresinin daha da hızlı bütünleşmesini sağlayacak bir oluşum olan Türk Blog Yazarları, blogcuların bir araya gelip bir iletişim içine girmeleri açısından oldukça uygun platform olarak görünüyor. Mert Ulaş tarafından hazırlanan bu sosyal ağa, dileyen blogcular üye olup kendileri için bir profil sayfası hazırlayabiliyorlar ve diğer blogcuları arkadaş olarak ekleyebiliyorlar. (Ben de bir göz atmak için kendime bir tane oluşturdum.) Blogunuzun tanıtımını yapmak için de faydalı olabilecek bu oluşuma katılmanızı öneriyorum. Sayfaya http://blogyazarlari.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Etiketler: blogosfer




Clicky Web Analytics


You are viewing a mobilized version of this site...
View original page here

Mobilized by Mowser Mowser