Ph: 32704337
skip to main | skip to sidebar

21 Mart 2008

sabit

gittigimden beri lostperver oldum. analiz etmiyorum, elestiri yapmiyorum ama birinci sezondan itibaren baslayarak bir aya yakin surede uc sezonu da bitirdim, gelismeleri izliyorum. dorduncu sezona dogru isler ask/mesk hikayesine dondu ama 2010'da bitirilecek bir diziye de sikis sokus katmadan devam ettirmek mumkun olmaz.

neyse, the constant adli bolumunu de herkes en guzel secti, kalplerinden cikardigi yaldizlari koydu.

=================

simdi ustteki sekilde bu post'a basladim ama cok igrenc bir giris oldugu icin iptal ettim. onun yerine soyle diyecegim: hayatimizin bazi sabitleri var, yok degil. bu sabitler genelde hayat'imizin en basindan beri olan seyler olabiliyor, sonradan girenler olabiliyor. kucuk yasimdaki sabitimin ne oldugunu hatirlayamiyorum, ama biraz buyudukten sonra sabitim ataturk oldu. her turk genci demeyeyim de ataturk'ten baslayip, sonra tekrar uzaklasip, sonra birden ataturk'u tekrar okudugum vakitler oldu. bu vakitlerde ataturk'e tekrar donup aforizmalarini okumaya basladigimda hep oze donmus gibi hissettim. aradaki ataturk'ten uzak gunlerimdeki arayislarimi ise hep sabit'e donus icin gerceklestirdigim adimlar olarak belledim.

ama bu sabit degisiyor. bir garip ironi ama uc yasimda sabitim olan sey, 12 yasinda sabitim olan seyle ayni olmuyor. dolayisiyla hayat'i bazi donemlere ayirip sabit'i aramak lazim. ama eger hayatin sabiti yoksa (ki ben bulamadigimdan oturu oyle diyorum) bu sabit'e de sabit demek sacma.

degil mi?

arz ederim.

meli miyim

hayata dondum. aslinda hayata donusum bundan daha once oldu. olana kadar da turkcemi kaybettim, ruhumu kitaplara sattim, simdilerde de ruhumu sattigim kitaplarin yuzlerine bakarak bana cevap vermelerini bekliyorum. azcik fransizcam oldu, ingilizcem gelisti, averaj bir ergen'in hayattaki sikintilarini ve beklentilerini tasiyorum.

le fin'den beri hayatimi rayina soktum. artik eyluldeki intihara meyyalli 'nasil olursa olsun'cu ben'i icimde oldurdum. daha dogrusu oldurmedim, etkisiz hale getirdim, uygun zaman gelince aktif hale getirip kaldigim yerden devam ederim. kendime cekiduzen vermek icin buyuk adimlar atmadim, ama adimlarimin kucuk olmadiklarini soyleme yerdenbitmeligine de girismeyecegim. stabilite dedigimiz sey hayat kurtaricisiysa da dogam geregi duzenliksizlik'e ovgu ve ozlem laflari ettigim zamanlar oluyor.

artik vuslat'i dort gozle bekler hale geldim. sona yaklasidigimi bildigim halde, bildigim seyin sonuna mi yaklastigimi bilemiyorum. bir sey'in sonunu belirken aslinda bir cok seyin sonu olabilecegini de hesaba katiyorum. hesaplarla kafayi yemedim, ama asiri-kontrollu olmak, her seyi harfi harfine hesap etmek de beni konfora ulastiriyor diyemem, kafa yordugu zamanlar cok.

eski vakitlere gore herhalde otekiler'in dediklerini daha takar hale geldim. su an bile bunu yazarken kendi-kontrollugumle acaba cok mu varoluscu melankolik siksokcu oldugumu merak ediyorum. sosyal kabullenebirlik'e ne kadar sovsem de sosyal beklentiler'e ne kadar kufur etsem de, aklimin bir kosesinde aptal gibi gorunmeyi ve sovulmeyi goze alarak kafamdakileri disariya salmami telkin etsem de icinde gectigim kitle'nin beklenti ve limitlerine bilincaltimin bir yerinde uydugumu biliyorum.

sonra sunu soruyorum: eger bilincim benim degilse, irademden nasil soz edebilirim? iradeden soz edemezsem bunu benim kendi secimimle yazdigimi mi yoksa 'yazmam gerektigi icin yazdigimi' nasil bilebilirim? agzimdan cikan sozlerin ben'i ben olarak hatirladigimdan(yani bir nevi bilincimin acildigi an) onceki zamanin uzerimdeki etkilerinin disavurumu olmadigini nasil kendime telkin edebilirim?

kaderci boyunegici uslubu duzeltmek, baskalarinin dedigi gibi zincirleri simdi'den koparmak mumkun mu? duzeltmeli miyim, koparmali miyim, bu depresif fikir teatisini bahar'in gelisi serefine ciceklerle suslemeli miyim?

 


You are viewing a mobilized version of this site...
View original page here

Mobilized by Mowser Mowser